SAĞLIKLI BİR TATİL İÇİN ÖNERİLER!

Denizin, kumun ve güneşin tadını çıkarırken açık büfe mantığında öğünler ve güneşin zararlı ışınları sağlığınızı riske atabilir. Ancak dikkat edeceğiniz küçük detaylarla sağlığınızı koruyabilirsiniz.
Yılın yorgunluğunu atmak için yaz ayında çıkılacak kısa dönemli tatiller motivasyon kaynağı olacaktır. “Nasılsa tatildeyim” diyerek aklınıza gelen her şeyi yapmak günlük rutininizi bozabilir ve sağlık açısından risk alabilirsiniz. Dolayısıyla tatilinizi keyifle yaşarken dikkat etmeniz gereken konular olduğunu unutmamanız gerekiyor. Dikkat edilmesi gereken konular listesinde de başı beslenme ve güneşle iç içe olacağımız için cilt problemleri çekiyor. Bu iki konunun uzmanı isimler tatilde nasıl davranmak gerektiğini anlattı. Öncelikle özellikle açık büfe mantığında yapılan tatillerde nasıl beslenmek gerektiğini Uzman Diyetisyen Selahattin Dönmez’den öğrendik. Sonra da Cilt Hastalıkları Uzmanı Doktor Betül Şengör’e cildimizi tatilde nasıl koruyabileceğimizi sorduk.

Selahattin Dönmez
“Tatilde öğün atlamayın

Uzman diyetisyen Selahattin Dönmez “Tatil diye geç yatıp öğün atlanmamalı. Mutlaka güne kahvaltı ile başlamalısınız” diyor. Kahvaltının önemine dikkat çeken Dönmez “Kahvaltılarınız için iki küçük tabak kullanın. Birinci küçük tabakta peynir çeşitlerinden iki dilim seçin (unutmayın sert peynirlerin kalsiyum içerikleri fazladır), 4-5 adet siyah ve yeşil zeytin alın, bir ince dilim kepekli, çavdar veya mısır ekmeği kesin ve tabağın geri kalan kısmını meyve dilimleri ile zenginleştirin. ikinci küçük tabağa domates, salatalık, taze nane, taze maydanoz, roka, tatlı kırmızıbiber veya yeşilbiber koyun, içecek olarak açık az limonlu çay, taze sıkılmış meyve suyu veya kafeini azaltılmış az süt eklenmiş kahve içebilirsiniz. Kahvaltınızı en az 20 en fazla 30 dakika sürecek şekilde yavaş yavaş yapın. Kahvaltı sonrası en az 20 dakika hafif tempo yürüyüş iyi gelecektir” diyor. Tatilde açık büfe öğle yemeğinde ise bir taktik uygulamayı öneriyor Dönmez, “Orta boy servis tabağınızı alın ve göz ucuyla tabağınızı dört eşit parçaya bölün. Böylece sevdiğiniz her şeyden azar azar alma şansına sahip olursunuz. Dörtte bir kısmına zeytinyağlı sebze yemeği veya bir adet dolma, dörtte bir kısmına ızgara tavuk, balık, köfte veya et sote yemeği, dörtte bir kısmına yoğurt, geri kalan kısmına az yağ eklenmiş salata ve öğünün yanına bir dilim çavdar, kepekli veya mısır ekmeği ekleyin” diyerek sıralıyor.
Selahattin Dönmez akşam yemekleri içinse “Akşam yemekleri mümkün olduğunca sade, daha hazmı kolay, daha az enerji içeren bir öğün olmalıdır. Bol salata, biraz ızgara balık veya soslu et tercih edilebilir. Tatlı sevenler daha hafif bir akşam yemeği için tavuk etli,
peynirli, ton balıklı karışık bir salata tercih edilebilir. Bu salatanın ardından yarım kâse sütlü tatlı veya iki küçük top normal dondunrr yiyebilirler. Alkol almak istiyorsanız kalbi koruyucu bitkisel kimyasalları içeren bir su bardağı kadar siyah bira veya bir küçük kade kırmızı şarap tercih ediniz. Akşam yemeğinde sonra meyve dışında bir şeyler atıştırmayın” diyor.

BUNLARA DİKKAT EDİN

- Tatilin sağlık kulübünde veya otel odanızda mutlaka ağırlık ölçer bulundurun ve her gün tartılın. Böylece kilo aldıysanız öğünlerinizde daha dikkatli olmanız gerektiğini anlayacaksınız.
- Bol bol kapalı şişede arınık (steril) su için.
- Çok acıkırsanız kraker, meyve, sade patlamış mısır, kepekli galeta, gevrek atıştırın.
- Tatildeki bütün fiziksel aktivitelere katılmaya özen gösterin.
- Öğün atlamayın.
- Tüketilmesi daha uzun besinleri tercih edin. Örmeğin kivi suyu yerine taze kiviyi soyarak daha uzun sürede tüketebilirsiniz.
- Tatil boyunca beslenmenize özen gösterdiyseniz tek bir öğünde rahat davranabilirsiniz. Ancak bir sonraki öğünde yeniden porsiyonlarınızı kontrol altına almalısınız.

BETÜL ŞENGÖR
“VÜCUT İÇİN OLAN GÜNEŞ YAĞLARINI YÜZÜNÜZE KULLANMAYIN”

Nişantaşı Sclupture Therapy Center’da görev yapan Cilt Hastalıkları Uzmanı Doktor Betül Şengör güneş ve cilt sağlığı ilişkisini ve alınması gereken önlemleri şöyle belirtti;
“Ultraviyole B ve c Cildimizde renk değişimlerine, kılcal damarların ortaya çıkmasına, benlerin ve kötü huylu lezyonların oluşmasına zemin hazırlayan cildi yaşlandıran ışınlardır. Cilde verdikleri en önemli zarar ise çeşitli cilt kanserlerine neden olabilmesi. Güneşin yararlı olduğu durumlar da yok değil. Vücutta ciltte sentezlenen ve kemikler için çok önemli olan D vitamini sentezlenmesinde önemli rol oynadığı gibi sedef hastalığının, bazı cilt hastalıklarının ve aknelerin iyileşmesinde de olumlu etkileri görülüyor. Dolayısıyla güneşin çok etkili olduğu 10.00-16.00 saatleri arasında güneşin altında uzun süre vakit geçirilmemeli. Gün içinde belli aralıklarla koruyucu krem kullanılması gerekiyor. Ayrıca yazın C vitamini ve çinko minerallerine yönelmek daha doğrudur. Güneşin yarattığı yaşlanma etkilerine karşı antioksidan etkisi olan meyveler tüketilmelidir. Bol yeşillik, üzüm (çekirdeği de çiğnenerek) mor olan meyveler tavsiye edilebilir.’
h2.habertürk.com

  • Comments Off

Güneş canınızı yakmasın!

Güneşe hepimizin ihtiyacı var. Hem bedenen hem de ruhsal olarak…

Ama fazlası herşeyde olduğu gibi kalıcı hasarlara yol açabiliyor. Konuyla ilgili görüşlerine başvurduğumuz Doç.Dr. Nahide Onsun’un güneşin zararlarıyla ilgili ilginç saptamalarına kulak verelim.

Güneşin zararlı etkiler neler, kısaca bahsedebilir misiniz?

Yaz mevsiminin etkisini hissettirdiği şu günlerde güneşin keyfini çıkarırken zararlarına karşı da korunmayı unutmamak gerekiyor. Güneşe ilk çıktığımızda karşılaşabileceğimiz güneş yanığı, alerjik reaksiyonlar ve halk arasında uçuk adıyla bilinen “herpes simplex” gibi bazı viral enfeksiyonlar güneşin kısa dönemli zararları arasında. Güneşin en tehlikeli zararları ise uzun dönemde ortaya çıkıyor. Cilt kanserleri ve erken cilt yaşlanmaları uzun dönemli etkiler. Yapılan araştırmalar cilt kanserinin en büyük nedeninin güneş hasarları olduğunu ortaya koyuyor.

Güneşin en zararlı ışınları hangiler? Ayrıca güneşe bağlı olarak ciltte ne gibi hasarlar görülebilir?

Güneşin tüm ışınları korunulmadığı sürece zararlı. Ancak ultraviyole A ışınları uzun dönemli zararlara neden olduğu için daha zararlı sayılıyor. Ultraviyole B ışınları ise kısa dönemli zararlara neden oluyor. Örneğin güneş yanıkları bu ışınları yüzünden oluşuyor. 10 yaşın altındaki çocukların yüksek derecede ultraviyole ışınlarına maruz kalması ileriki yaşlarda cilt kanseri riskini artırıyor. Bu nedenle çocukların güneşten korunması daha önemli.

Güneşin yarattığı bu zararlı etikilerden nasıl korunabiliriz?

Güneşten korunma alışkanlığı çocukluk çağından itibaren kazandırılmalı. Ancak sadece yaz aylarında değil yılın her mevsimi korunmak önemli. Özellikle UVA ve UVB  ışınlarına karşı koruma sağlayabilen güneş koruyucuları tercih edilmeli. Kış ve sonbahar ayları içinde 16 koruma faktörü içeren koruyucular yeterli olabilirken yaz aylarında daha yüksek koruma faktörü içeren güneş koruyucular kullanılmalı.

Güneşin zararlı ışınlarından korunmak için güneş kremi kullanmak yeterli mi?

Güneş koruyucuları özellikle deri kanserlerinden korunmada tek başına yeterli değil. 11.00-16.000 saatleri arasında güneş altında kalınmamalı. UV filtreli gözlükler kullanılmalı, giysi ve şapka gibi koruyucu kıyafetlerle korunulmalı.

Siz güneş koruyucusu tavsiye ederken nelere dikkat ediyorsunuz?

Öncelikle kişinin yaşına dikkat ediyoruz. Çocuklara ve bebeklere onlar için özel olarak üretilmiş ürünleri tavsiye ediyoruz. Cilt özellikleri ve cilt hastalıkları ise seçim yaparken göz önüne aldığımız diğer kriterler. Koruyucunun UVA ve UVB’ye karşı etkili koruma sağlaması, dayanıklı olması ve kullanımının kolay olması da koruyucu krem seçiminde rol oynayan önemli etkenler…

Güneş kremi seçerken

-İyi bir koruyucu bilimsel çalışmalarla ıspatlanmış etkin madde içermeli.

-Suya dayanıklı olmalı ve bilimsel verilere dayanmalı.

-Kullanımı estetik sorunlar yaratmamalı yani yağlı olmamalı  ve deride beyaz bir tabaka bırakmamalı.

-Aynı zamanda terlemeye dayanıklı olmalı  ve sürüldükten sonra 20 dakika içerisinde etkisini göstermeye başlamış olmalı….

Kelebek….

  • Comments Off

Yüzünüzdeki lekelere “kriyoterapi” ile elveda deyin!

Halk arasında ‘dondurma tedavisi’ olarak da tanınan bu yöntemde; cilt yüzeyine eksi 193 derece gibi, çok düşük ısı derecelerine kadar ulaşabilen sıvı azot veya karbondioksit püskürtülerek; kahverengi lekeler, siğiller, yaşlılıkla ilgili cilt kalınlaşmalar, et benleri dondurulur ve uzaklaştırılır. Kriyoterapinin avantajlarından bazıları; komplikasyon riskinin düşük olması, kolay ve hızlı uygulanmasıdır. Ayrıca, anestezi gerektirmediği için kişi uygulama sonrasında hemen günlük yaşamına dönebilir. Bu özellikleriyle, hekimlerin sıklıkla tercih ettiği bir yöntemdir. Dolaşımın yetersiz olduğu bölgelerde ‘melanoma’ adı verilen cilt kanseri türlerinde, saçlı bölge ve göz kenarında ise; bu yöntem uygulanmaz..

Dr. Ali Kerim Diler Hürriyet….

  • Comments Off

BİLİNÇSİZ BRONZLAŞAN CİLT KANSERİ OLUYOR!

Dicle Üniversitesi (DÜ) Tıp Fakültesi Dermatoloji Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Mehmet Harman, beyaz tenli, mavi gözlü ve kızıl saçlı kişilerde ani yanmalara bağlı olarak kansere dönüşen lezyonların ortaya çıktığını söyledi.

Prof. Dr. Harman yaptığı yazılı açıklamada, güneşe maruz kalan kişilerin güneşin yararlı ışınlarının yanı sıra zararlı ışınlarından da etkilendiğini belirterek, bu nedenle özellikle yaz aylarında güneş ışınlarının zararlı etkilerinden korunmak gerektiğini bildirdi.

Özellikle kapalı alanlarda geçirilen kış aylarının ardından yaz aylarında insanların güneş ışınlarından etkilenecekleri açık ortamlara yöneldiğini ifade eden Prof. Dr. Harman, bu durumda uzun süre güneş ışınlarına maruz kalan kişilerde doğrudan güneş yanıklarının meydana gelebileceğini belirtti.

Prof. Dr. Harman, kontrollü bir şekilde güneşli ortamlara çıkıldığında sağlıklı bir şekilde bronzlaşmanın mümkün olduğuna dikkati çekerek, şöyle dedi:

“İlk gün yarım saat, ikinci gün 45. dakika, üçüncü gün de bir saat güneşli ortamda bulunmalıyız. Bu şekilde cildimiz yavaş bronzlaşır, ancak sağlıklı bir bronzluk elde etmiş oluruz. Beyaz tenli, mavi gözlü ve kızıl saçlı kişiler güneşin zararlı ışınlarından daha fazla zarar görüyor. Koyu tenli kişilerin güneşten doğal olarak korunmaları söz konusu. Beyaz tenli, mavi gözlü ve kızıl saçlı kişilerde ani yanmalara bağlı olarak kansere dönüşen lezyonlar ortaya çıkıyor.”

Bazı kişilerin güneşe çıktığında bronzlaştığını, bazı kişilerin de bronzlaşmadığını belirten Prof. Dr. Harman, koyulaşan derinin zararlı ışınlara karşı iyi bir koruma gerçekleştirdiğini, bunun yanı sıra güneşe maruz kalan ve hemen yanan kişilerde ise bu korumanın zayıf olduğunu kaydetti.

Prof. Dr. Harman, uzun süre güneşe maruz kalacak açık tenli kişilerin güneşten korunması gerektiğini, bu korumanın koruyucu ürünler ya da şemsiye, şapka gibi yöntemlerle sağlanabileceğini anlattı.

Koruyucu ürünlerin bilinçsizce kullanıldığına da dikkati çeken Prof. Dr. Harman, “Güneş koruyucuların bronzlaştırdığına dair yanlış bir düşünce hakim. Koruyucu ürünler sadece zararlı ışınlardan korur. Yüksek koruma faktörlü ürünler kullanılmalıdır. Hafif koyu tenliler en az 30 faktörlü, açık tenliler ise en az 50-60 faktörlü koruyucu ürünler kullanmalıdır. Bu koruyucu kremlerin güneşe çıkmadan en az 15 dakika önceden cilt üzerinde koruyucu bir tabaka oluşturacak şekilde sürülmesi gerekir” dedi.

Kanser vakaları

Prof. Dr. Harman, cilt kanserinin en çok İngiltere, Kuzey Avrupa, Amerika ve Avustralya’da görüldüğüne de dikkati çekerek, o bölgelerde güneşin etkilerinin fazla hissedilmemesi nedeniyle tatil yaparken bilinçsizce güneşlenenlerde kanser oluşumunun hızlandığını bildirdi.

Güneş ışınlarının cilt yaşlanmasına da yol açtığını ifade eden Prof. Dr. Harman, ultraviyole ışınlarının cilt üzerinde 2 şekilde etki yarattığını belirtti.

Prof. Dr. Harman, güneş ışınlarının kısa ve uzun vadede çeşitli etkiler doğurduğunu kaydederek, açıklamasında şu ifadelere yer verdi:

“Güneş ışınlarının erken etkisi yanmaya sebep olur. Geç etkisi de ultraviyole ışınlarına bağlı cilt yaşlanması olarak etkisini gösterir. Deri yaşlanmasının iki türünden ilki kronolojik yaşlanma, ikincisi de fiziksel deri yaşlanmasıdır. Bu nedenle keyfi nedenlerle bronzlaşmak zararlı, bilinçli ve doğal bir şekilde bronzlaşmak ise faydalıdır.”

Kaynak : CNN Türk
  • Comments Off

İşte, erkekleri kanserden koruyan 8 ipucu!

1-Sigarayı bırakın: Sigara akciğer, lösemi (kan kanseri), mesane, gırtlak gibi pek çok kanser türüne yol açıyor. Eğer sigara içiyorsanız hemen şimde bırakın. Sigarayı bırakmakta zorlanırsanız sigarayı bırakma polikliniklerine başvurun.

2-Güvenli seks: Cinsel yolla bulaşan hastalıklardan HPV virüsü erkeklerde penis kanseri riskini artırıyor. HPV prezervatifin örtmediği genital bölgenin yakın temasıyla da bulaşabiliyor. Dolayısıyla prezervatif HPV virüsünün bulaşma riskini tamamen ortadan kaldırmıyor.

3-Prostat sağlığına dikkat: 40 yaşından sonra 6 ayda bir PSA testi yaptırın ve bir kez prostat muayenesi olun. Bunlar kanserin erken dönemde yakalanmasına olanak tanır. Pek çok erkek prostat muayenesinden çekiniyor, oysa muayene çok kolay ve sadece birkaç dakika sürüyor.

4-Egzersiz yapın: Düzenli egzersiz pek çok kanser türüne yakalanma riskini azaltır. Bir spor salonuna yazılabilir, açık havada ya da evinizdeki yürüyüş bandında yürüyebilirsiniz.

5-Bilinçli bir bir diyet uygulayın: Hayvansal yağlardan fakir, sebze meyve bakımından zengin bir diyet kansere yakalanma riskinizi önemli oranda azaltır. Araştırmalar, tereyağı, içyağı gibi hayvansal yağların ve aşırır tüketilen kırmızı etin kanser riskini artırdığını gösteriyor. Meyve ve sebzeler ise kanserle savaşan yüksek oranda antioksidan maddeler içeriyor.

6- Solaryumdan uzak durun: Özellikle dışarıda çalışmayı gerektiren bir işiniz varsa cilt kanserinden korunmak için gerekli önlemleri alın mutlaka güneş gözlüğü kullanın, güneşin dik geldiği saatlerde (11.00-16.00)  güneş kremi sürün, özellikle güneşe maruz kalan cildinizi örtecek giysiler tercih edin. Solaryumdan uzak durun. Çünkü en tehlikeli cilt kanseri olan malin melanom riskini artırıyor.

7-Her ay testis muayenesi yapın: Testis kanseri 15-45 yaş arası erkeklerde en sık görülen kanser türü. Her ay kendi kendinize testis muayenesi yapın. Bir ya da iki testiste ağrısız şişlikler, testis torbasında (skrotum) ağırlık ya da şişlik, ağrı hissi , belin alt kısmında, alt karında ya da kasıklarda ağrı, testis torbasında sıvı toplanması gibi belirtilerin varlığında doktora başvurun.

8-Ailenizdeki kanser öyküsünü araştırın: Kolon, prostat ve erkeklerde görülen meme kanseri genetik geçiş gösterebilir. Doktorunuzu ailenizde görülen kanser türleri hakkında bilgilendiri. Doktorunuz yaptırmanız gereken kontrolleri size anlatacaktır.

Posta Prof.Dr.Erkan Topuz

  • Comments Off

Genç kalmanız için öneriler!

Cildinize dikkat edin, yaşlanma etkilerini geciktirin!

Kendinizi güneşin etkilerinden, dolayısıyla da kırışıklıklardan, koyu lekelerden ve cilt kanserinden korumanın yolu ilk etapta ona zarar gelmesini önlemekten geçiyor. Bunun için sadece sahilde değil, şehir içinde de koruma faktörü içeren ürünler kullanmalısınız

Yıllardır güneşe karşı korunmakla ilgili birçok uyarıyla karşı karşıya geliyoruz… Ancak bunca uyarıya rağmen, yapılan son araştırmalarda çoğu yetişkinin ciltlerini hâlâ korumadığı ortaya çıkmış. Yaşları 18 ile 29 arasında olan kadınlar, bu konuda en büyük suçu işleyenler.

Bu yaş grubunun yüzde 57’si nadiren güneşten korunduğunu söylerken, yüzde 46’sı son yıllarda güneş yanıklarına maruz kaldığını belirtiyor. Yüzde 20′lik bir oran ise bunca risk faktörüne rağmen solaryumdan vazgeçemediğini itiraf ediyor. Güneş ışınlarının zararlarına dair bunca kanıt olmasına rağmen genç kadınlar halen bu konuya yeterince özen göstermiyor.

Her gün güneş kremi sürmeye üşenseniz de, bunu sağlığınız ve genç görünümünüze yapacağınız bir yatırım olarak düşünün. Güneşten korunma yollarını kendinize alışkanlık haline getirebilirseniz, bu işlem sizin için oldukça kolaylaşır. Peki ama bu tip ürünleri seçerken nelere dikkat etmek gerekiyor?

İşte cevapları…

1- Mutlaka başınıza şapka takın

Başınızı ve yüzünüzü güneşten koruyacak olan en iyi şapkanın, en az 10 santimetrelik bir kenarı olması gerekir. Bu şapkanın sizi güneş ışınlarından koruması için sıkı örgülü bir materyalden imal edilmiş olması da çok önemli. Dikkat edin; kum ve kaldırım taşları güneş ışınlarından gelen radyasyonu yüzünüze yansıtır. Bu nedenle yine de koruma faktörlü kreminize ihtiyaç duyacaksınız.

2- Geniş spektrumlu ürünleri tercih edin

Güneş ışınlarından korunurken ürününüzün sizi hem UVA hem de UVB ışınlarından korumasına dikkat edin. UVA ışınları deri altına işleyerek kırışıklıkların oluşmasına sebep olur. Bu ışınlar ayrıca melanom ve hücre bazlı kanserlerin oluşmasını tetikleyebilir. Melanom, deri kanserinin en ölümcül çeşididir. 15 ile 29 yaş arasındaki kişiler arasında çoğunlukla görülen bu hastalık 30′lu yaşlardaki kadınlarda da sıkça ortaya çıkıyor. UVB ışınları ise güneş yanıklarına neden olur.

3- Koruma faktörlü nemlendirici kullanın

Bu kremi duşun içinde veya ilaç dolabınızda tutarak, duştan çıkıp kuruduktan sonra rahatça sürebilir, böylece sonrasında düşünmeye gerek kalmadan güneş koruma faktörünüzü uygulamış olursunuz.

4- En önemli bölgelerin üzerini kapatın

Kadınlar, boyunlarının arka kısmı ve saç çizgisi hizası gibi başlıca bölgelere güneş kremi uygulamayı çoğunlukla unutuyor. Diğer sıklıkla unutulan bölgeler; eller, kulak arkaları ve ayak topuklarıdır. Bir başka problemli bölge ise baştır. Sonuçta saçlarınızın altına rahatça güneş kremi uygulayamaz veya yanık var mı diye kontrol edemezsiniz. Yaz aylarında şapka takmaya özen gösterin ve kuaförünüzden, saç derinizi kontrol etmesini isteyin.

5- Cildinizi bundan 10 yıl sonra hayal edin

Aynada kendinize baktığınızda cildinizin sağlıklı ve genç olduğunu görebilirsiniz. Ancak kendinizi güneşten korumazsanız, 10 yıl içerisinde cildinizde kırmızı lekeler oluştuğunu göreceksiniz. Bu zararların bir kısmını giderebilseniz bile hepsini telafi etmek mümkün değil. Cildinizi düzenli olarak korumaya başlamazsanız, 20′li yaşlarınızın sonunda veya 30′larınızın başında yaşlanma belirtileri ortaya çıkar. Dışarıya çıktığınızda veya sahile giderken güneş koruma kreminizi uygulamaktan vazgeçmeye eğilimliyseniz, kendinizi güneşten zarar görmüş bir ciltle hayal edin. Bu, sizi korunmaya teşvik edecektir.

6- Cildinizi kontrol ederken sevgilinizin yardımını isteyin

Araştırmalara göre insanlar, yanlarında arkadaş veya partnerleri varken ciltlerini kontrol etmeye daha yatkın. Düzenli bir inceleme, normalde atlayacağınız ciddi bir deri hastalığını fark etmenizi sağlar. Birbirinizi baştan ayağa incelemek için 15 dakika ayırmanız bile yeterli olacaktır. Işıklı bir ortamda, başınızdan başlayıp, birbirinizin boyun, sırt ve göğüs bölgelerinizi, kalçaların arka kısmını, baldırlarınızı ve ayaklarınızın altını iyice kontrol edin. Vücudunuzdaki lekelerin asimetrik, biçimsiz ve pürüzlü kenarlı, çift renkli, bir santimetreden daha geniş çaplı veya son kontrol ettiğiniz zamandan daha yaygın olmamasına özellikle dikkat edin. Herhangi bir değişiklik gördüğünüzde ise doktora danışın.

7- Dudaklarınıza özen gösterin

Dudaklar, kadınların cilt kanserine yakalanma nedenlerinin başında geliyor. Bu nedenle her dışarıya çıktığınızda dudaklarınızı mutlaka nemlendirmelisiniz. Onları şapkanın veya kıyafetlerin ardına gizleyemeyeceğiniz için en azından 15 güneş koruma faktörlü bir dudak balsamı kullanmanız şart.

8- Doğum kontrol hapı yüzde leke yapabilir

Doğum kontrol haplarında bulunan hormonlar, yüzünüzde koyu lekelerin oluşmasını tetikleyebilir. Güneş ışınlarına maruz kalmak da bu lekeleri daha görünür ve kalıcı hale getirebilir. Doğum kontrol hapı yüzünden cildinde koyuluk oluşan kadınlar, güneşten korunmak için daha dikkatli olmalılar.

9- Kendinize çeşitli güneş kremleri alın

Geleneksel güneş kremlerinin yapışkan ve yağlı olması onları kullanmak istememenizde önemli rol oynar. Ayrıca bu kremlerin kuruması uzun zaman alabilir. Ancak artık bu bahaneleri kullanarak kaçamazsınız. Güneş koruma bakımları artık stick, sprey şişe, hatta ıslak mendil formlarında karşımıza çıkıyor. Bu ürünler cildinize düşündüğünüz kadar yağlı bir görünüm vermeden aynı korumayı sağlayabiliyor. Birkaç çeşit güneş kremi edinerek onları çantanızda bulundurun. Böylece arkadaşlarınızla dışarıda buluştuğunuzda veya trafikte güneş altında saatlerce sıkışıp kaldığınızda yardımınıza koşacak korumanız sizi hazır bekliyor olacak.

10- Güneş gözlüğü kullanın

Güneş gözlüklerinizi dışarıda olduğunuz her an takarak göz etrafındaki narin ve hemen kızarmaya meyilli olan deriyi koruyabilirsiniz. Ayrıca göz bölgesi güneş koruyucu kremlerin içeriğinde bulunan kimyasal maddelere karşı çok hassas olduğundan, çoğu kadın bu kremleri o bölgeye uygulamıyor. Fakat güneş gözlükleri, gözlerinizi batma veya yanma hissi olmaksızın rahatça koruyabilir. Seçtiğiniz gözlükler pahalı olmak zorunda değil. Üzerinde yüzde 99 veya yüzde 100 UVA/UVB logosunu görmeniz yeterli. Başta büyük çerçeveler olmak üzere çeşitli tarzlara sahip gözlüklere yatırım yapabilirsiniz. Gözlük çerçeveleri ne kadar büyük olursa, UV ışınlarına karşı sizi o kadar çok korurlar.

HATA YAPIP GÜNEŞTE YANDINIZ!

Güneşin olası zararlarını önlemek için alacağınız birkaç önlem bulunuyor. Aşağıdaki kurtarma planını adım adım izleyin…

Aspirin için

Bu ilaç vücudunuzda oluşan yanma hissini engellemeye yarıyor. Yani, vücudunuzun ciddi bir güneş yanığına karşı ilk tepkileri olan kaşıntı ve kızarıklığı gidermek için uğraşıyor. Önemli olan, aspirini güneş yanığı oluştuktan sonraki ilk 24 saat içinde almak. Yoksa vücudunuzda oluşan kırmızılık kalıcı zararlara neden olabilir.

Bol bol nemlendirin

Güneş yanığı oluştuktan bir süre sonra, vücudunuz kurur ve kaşınmaya başlar. İçinde aloe vera veya soya gibi tahrişi önleyici içerikler bulunan bir nemlendirici ile durumunuzu hafifletebilirsiniz. Olabildiğince sık uygulayın, ne kadar sık sürerseniz sürün hiçbir şekilde aşırı sayılmaz. Üstelik bu losyon sizi rahatlatıp serinletecektir.

Güneş koruma kreminizi yanınızdan ayırmayın

Güneş ışınlarını önleyerek, cildinize iyileşmesi için zaman ve vücudunuza bağışıklık sistemini kuvvetlendirmesi için şans vermiş olursunuz. Ayrıca, yapılan araştırmalara göre, düzenli olarak güneş koruma faktörlü ürünler kullanmak, kanser riski taşıyan hücrelerin gelişimini de engelliyor.

Bölgeye peeling yapın

Cildiniz tamamen iyileştikten sonra, içeriğinde alfa hidroksi asit bulunan peeling ürünlerini yanmış olan bölgeye haftada iki kez olmak üzere bir ay boyunca uygulayın. Bu işlem, yeni deri hücrelerinin oluşmasını hızlandırır ve cildinizin rengini lekeli gösteren ölü hücrelerden kurtulmanızı sağlar.

Retinol içerikli krem uygulayın

Güneş, cilde elastikiyetini sağlayan kolajen maddesini yok eder. Retinol, yani A vitamini takviyesi, yeni kolajenin oluşmasına yardımcı olur. Yanıklarınız iyileştikten sonra, dermatoloğunuzdan size retinol içeren bir krem tavsiye etmesini isteyebilirsiniz.
gerçekgündem

  • Comments Off

Cilt kanserine erken tanı!

Posted on Nisan 8th, 2009 in Cilt kanseri, Sağlık, Sağlık Haberleri, kanser by admin

İsrailli bir firma, cilt kanserinde erken tanı sağlayacak bir cihaz geliştirdi.

“Skin Cancer Scannning” adlı firma tarafından geliştirilen cihazın, halen Petah Tikva’daki Beilinsion hastanesinde klinik testlerden geçirildiği belirtiliyor.

Cihaz, fiber-optik kablolar kullanılarak, muhtemel kanserli hücrelerin taranmasında çok daha kesin veriler sağlıyor. Cihazın, cilt kanserinin belirli tiplerinin saptanmasında, halihazırda kullanımda bulunan cihazlardan yüzde 92 oranında daha etkili sonuç verdiği ifade edildi.

Kanserin en yaygın biçimlerinden biri olan cilt kanserinde, hastalığın belirlenmesinde genellikle iki aşamalı yöntem kullanılıyor. İlk aşamada, doktorca yapılan muayeneden sonra, doktor hastanın risk altında olduğuna inanırsa, ikinci aşamada hastaya biyopsi uygulanıyor. Ancak doktorların muayenesinin kesin olmadığı ve birçok hastaya gereksiz biyopsi uygulandığı da vurgulanıyor.

Skin Cancer Scanning firmasının yöneticisi Yossi Biderman, Haaretz gazetesine yaptığı açıklamada, kesin tanı yöntemlerinin bulunması için milyonlarca dolarlık yatırım yapıldığını, ancak şimdiye kadar güvenilir olan tek aracın bile geliştirilemediğini söyledi.

Yeni teknoloji, kanserli hücrelerin sağlıklı hücrelerden daha hızlı çoğalması ve bu sırada hızlanan metabolik eylemlerin daha yüksek frekansta enerji yayması esasına dayanıyor. Cihaz da hızlanan bu enerjiyi algılıyor.

Biderman, tanıda yüzde 95 düzeylerine erişecekleri beklentisinde olduğunu da belirtti.

AA

  • Comments Off
Sonraki Sayfa »