Sene boyunca yorulan beyninizi tatil ve sporla dinlendirin!

Bütün yıl çalıştınız ve hem beyniniz, hem bedeniniz yoruldu. Artık dinlenme zamanı. Beyninizi ve bedeninizi dinlendirmek için tatile çıkın ama aklınızı işte bırakmayın. Yapacağınız işlerinizi düşünmek yerine, bol bol yüzün.

Bu yıl yaşanan ekonomik kriz, zorlu ve stresli bir iş ortamını da beraberinde getirdi. Bütün bir yıl boyunca iş ortamından bunalıp kendini çok yorgun hissedenler için bu yıl iyi bir tatil yapmak çok önemli Beyin sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Doç Dr. Serdar Dağ, dönüşte zinde ve mutlu şekilde işbaşı yapmak için tatilde beynimizi dinlendirme yollarını anlattı.

*Yorulan beyni dinlendirmenin en iyi formülü nedir?

Yorulan beynin dinlenmesi için en iyi yol tatile çıkmaktır. Tatilde sadece bedeni değil, zihni de dinlendirmek gerekir. Uzun yaz tatilleri haricinde yıl içinde fırsat buldukça kısa aralıklarla iş ortamından uzaklaşmak lazım.

*Beyin tatilde dinlenir mi?

Beyin ancak amaca uygun tatil yapılırsa dinlenir. Bazen tatil süresince ertelenen işler yapılmaya çalışılır. Bu durum sadece beynimizi bir işten diğerine yönlendirmeye ve onu daha fazla yormaya neden olur. Tatil sadece iş ortamından uzaklaşmak olarak algılamamalıyız. Bu süreyi, beynimizi işgal eden olumsuz düşünceler ile iş takıntılarını temizleyecek şekilde değerlendirmeliyiz.

GÜNEŞ DAİMA MUTLULUK VERİR!

*Deniz ve güneş beynin dinlenmesini yardımcı olur mu?

İnsan ruh yapısı mevsimlerle yakından ilişkilidir. Güneşli havalarda insana mutluluk ve heyecan veren maddeler oldukça fazla salgılanır. Yoğun ve stresli bir iş temposundan sonra çıkılan tatilde, güneşle denizin birarada olması beynin dinlenmesi için bulunmaz bir fırsattır. Yüzme, bedenimiz için çok faydalı bir spordur. Bunun yanında deniz suyu, özellikle güneş ışınlarıyla birleşince birçok hastalığa karşı koruyucu etki gösterir. Deniz ve güneş ikilisi sayesinde beyinden salgılanan hormonlar; insana huzur verir ve rahatlatır. Ayrıca seks dürtüsünü artırır ve bozulan ruh halini düzeltir.

*Tatilde neden cinsellik artar ve hemen aşık oluruz?

Tatilde tüm düşünceler bir tarafa atılır. Kişi tatile çıkarken beynini yalnızca dinlenmeye ve eğlenmeye programlar. Rahat ortam, güneş, deniz, ve tüm temiz havanın etkisi ile seks dürtüsü artar, duygusal heyecan doruk noktasına çıkar. Cinsel isteğin artması ile tatilde daha fazla yapılan seks, beyin dolaşımını olumlu etkiler, kişiye zinde tutar, uzun yaşamı destekler ve stresi yok ederek vücudu rahatlatır.

Tatil aşkları ise beyni yorar. Daima karşı tarafı düşünme, beraber olma duygusu stres yaratır. Karşılık görmeyen duygular kişinin takıntı yapmasına neden olur. Takıntı ile oluşan uykusuzluk, sinir gibi belirtiler kısa olan tatili, çileli hale getirir.

*Bütün yıl yoğun ve stresli çalışanlar nasıl bir tatil yapmalılar?

Bu yıl ekonomik zorluğu aşamayan insanlarda; beynin ve sinir sisteminin aşırı yıpranmasına bağlı olarak depresif ruh hali, uykusuzluk, isteksizlik, panik atak, ve her şeyi kafaya takma fibi problemler görülebilir. Bu problemleri olan kişilerin depresyona yakalanma oranı bu yıl daha fazla arttı. Depresyon tedavi edilmezse  kronik bir hale dönüşür ve tedaviye direnç gösterir. Bu durum insanın yaşam kalitesini, iş verimini düşürür.

Depresyonlu bir hasta tatile çıkarsa beynin salgıladığı hormonların etkisi ile beyin ve vücut dinlenmesi imkansız hale gelir. Bunun için depresyondaysak, mutlak bir tedaviye başlanmalı, daha sonra tatile çıkmalıyız.

*Spor yapmak beynin dinlenmesini yardımcı olur mu?

Spor beyni dinlendirir, kan akımını ve beynin kanla beslenmesini artırır. Kural olarak, bir insanın zihin yorgunluğu ile beden yorğunluğu eşit olmalı. Günümüzün yoğun iş ortamında zihni aşırı yorulan bir kişi, vücudunu da o oranda yormazsa dengesizlik olur. Dengeyi kurmak için; uykusuzluk ; sinir, kafaya takma gibi problemlerle vücudu yorar. Bu durum beynin daha da fazla yorulmasına ve yıpranmasına yol açar.

günaydın.Doç.Dr.Serdar Dağ

  • Comments Off

Menopoz Hayatın Sonu Değildir!

Kadınların korkulu rüyası menopoz! Çoğunlukla yanlış bilgilenme sonucu psikolojik etkisi yüksek olan bu süreç, aslında yeni bir hayat demektir.
Ortalama 40 yaşından sonra kadınların vücudunda bir takım değişikliler olur. Beyin hormonların komutlarına eskisi gibi tepki vermez ve yumurtalıklar yaşlanmaya başlar. Bunun sonucu olarak da hormonal değişimler oluşur. Yumurtlamalar ve aylık kanamalarda düzensizlik başlar. Östrojen salgısı düştükçe, kanamalar kesilir ve gebelik olasılığı düşer.
Kadınlar çoğunlukla bu süreçte bedensel ve ruhsal rahatsızlık yaşayacaklarını, cazibelerini kaybedeceklerini düşünürler. Bu süreçte elbette ortaya çıkan bir takım rahatsızlıklar vardır ancak çözümleri de vardır.
Östrojen eksikliği, birkaç şekilde kendini hissettirir. Ateş basmaları, gece terlemeleri, uyku bozuklukları, çarpıntı, isteksizlik, moral bozukluğu en belirginleridir. Östrojen eksikliği deri de incelmeye sebep olduğundan, derinin kırışması kolaylaşır. İdrar kesesi ve vajina elastikiyetini kaybetmeye başlar.Bunlar cinsel ilişki sırasında ağrı, idrar kaçırma gibi durumları doğurabilir. Elbette bütün bu etkilerin şiddeti kişiye göre değişir.
Bu etkiler sıkıntı verici olsalar da yaşamsal tehlike oluşturmazlar. Östrojen eksikliği diğer hastalıkları tetikleyici olduğundan düzenli kontrol ettirmek gerekir. Adetten kesilme dönemini her kadın farklı yaşar. En sık karşılaşılan etki, sıcak basması ve terlemedir. Ortaya çıkan rahatsızlıkların etkisi düşüş hızına bağlı olarak değişim gösterir. Adet kanamalarının süresi ve şiddeti yavaş azalırsa, beden daha kolay uyum sağlar. Kilolu kadınlarda şikayet daha azdır çünkü östrojen yağ dokusu içinde de üretilmektedir. Şikayetlerin süresi ortalama 5 yıldır. Adet düzensizliği, sıcak basmaları ve gece terlemeleri başladığında vakit kaybetmeden doktora gitmek gerekir.
Türkiye’de menopoz yaşı ortalama 48’dir. Östrojenin uzun süren eksikliği, osteoporoz, hiperkolesterolemi, Alzheimer gibi hastalıkların ortaya çıkma oranını arttırır. 60’lı yaşlardan itibaren kadınların üçte birinde kemik erimesine bağlı kırıklar görülebilir, en sık karşılaşılan kalça kırığıdır.
Östrojen hormonuyla tedaviye başlandığında kadınlar kilo alacağını düşünseler de bu yanlıştır. Çok az kadında olmak şartıyla 1 kilo civarında kilo alımı olabilir. Hormon destek tedavisi, menopoz döneminde ortaya çıkacak hemen hemen tüm şikayetlere karşı etkilidir. Hormon tedavisinde birkaç alternatif bulunmaktadır. Bunlar, hap, vajinal krem, vajinal fitil veya cilde yapışan bantlardır.
Osteoporoz ve kalp hastalıkları gibi östrojen eksikliğinden kaynaklanan rahatsızlıklara karşı korunmak için, en az 5 sene tedavi görmek gerekir. Tedaviye ne kadar erken başlanır ve ne kadar uzun süre tedavi görülürse, o derece uzun korunulur.
Hormon tedavisi sırasında 6 ayda bir doktor kontrolüne gidilmeli, tetkikler yapılmalı, kalsiyum, vitamin ve mineral destekleri kullanılmalıdır.
kadın.tr.msn.com
  • Comments Off

Alkol erken bunamaya yol açıyor!

İzmir Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi Psikiyatri Klinik Şefi Doç. Dr. Levent Mete, uzun süre alkol kullanımının beyni etkileyerek zihin yetilerinde bozulmalara, bunun sonucunda ise erken bunamaya yol açtığını söyledi.

Doç. Dr. Mete, yaptığı açıklamada, aşırı ve kontrolsüz alkol kullanımının, birey kadar toplumu da ilgilendiren bir sağlık problemi olduğunu belirtti. Alkolün yol açtığı en önemli sorunlardan birinin trafik kazaları olduğuna dikkati çeken Mete, alkolün zararlı etkilerinin topluma iyi bir şekilde anlatılması gerektiğini işaret etti. Mete, şöyle konuştu:   

“Uzun süre alkol kullanımı beyni etkiliyor, zihin yetilerinde bozulmalara sebep oluyor. Bu durum bazı kişilerde erken bunamaya neden oluyor. Sinir sisteminde meydana gelen zedelenmelere bağlı olarak ayakta durma ve yürüme güçlükleri, denge bozukluğu ve bulanık görme ortaya çıkabilir. Alkol, mide ve bağırsakları etkileyerek ülser ve gastrit başta olmak üzere birçok sindirim sistemi hastalığına, kansızlığa, kalp hastalıklarına, duyu kayıplarına yol açabilir.”

ALKOL BIRAKTIKTAN SONRA RAHATSIZLIKLAR YAŞANABİLİR   

Uzun süre düzenli alkol alan kişilerin bıraktıklarında bazı ruhi ve bedeni rahatsızlıklar yaşadığını ifade eden Mete, ellerde, dilde ve göz kapaklarında titreme, kol ve bacaklarda seğirme ve kasılmalar, baş ağrısı, çarpıntı, terleme, bulantı, kusma, ağız kuruluğu, halsizlik ve uykusuzluk gibi yakınmaların olabileceğini ifade etti.

Bu belirtilerin bir hafta içinde yatıştığını ifade eden Mete, ağız ve boğaz kanserlerine alkoliklerin daha sık yakalandığını vurguladı. Mete, gebelik sırasında ağır alkol kullanan annelerin bebeklerinde zeka geriliği, kol ve bacaklarında doğuştan sakatlıklar olabildiğinin de altını çizdi.

hürriyet.com.tr

  • Comments Off