İşte erkekler için genç kalmanın bilinmeyenleri!

Genç kalmanın bilinmeyen bazı sırları var.. Eğer bu birkaç basit işlemi hayatınızın bir parçası haline getirirseniz genç kalmak çok kolay…

1-HER GÜN 10 DAKİKANIZI GÜNEŞ ALTINDA GEÇİRİN

D vitamini eksiğinizi böyle kapatırsınız.

2-KOLESTEROLÜNÜZÜ DENGEDE TUTUN

Yüksek kolesterollü erkeklerin iktidarsızlık riski iki kat daha fazla.

3-DİŞİNİZİ NORMALDE KULLANMADIĞINIZ ELİNİZLE FIRÇALAYIN

Bu şekilde Parkinson ve Alzheimer riskinizi azaltmış olursunuz.

4-EŞİNİZİN ÇALIŞMASINA İZİN VERMEYİN

Full Time çalışan erkekler daha genç kalıyor ve daha uzun yaşıyor.

5-DAHA AZ ET TÜKETİN

Sadece kanser ve kalp hastalığından korunmazsınız iktidarsızlık ve saç dökülmesi gibi sorunların da ortadan kalkmasını sağlarsınız.

6-GÜNDE 5 ELMA YİYİN!

Bağırsak kanseri riskinizi ancak bu şekilde ortadan kaldırabilirsiniz.

7-GENÇ BİR KADINLA EVLENİN

Kendisinden 15-17 yaş daha genç bir kadınla hayatını birleştiren erkeklerin ölüm riski yüzde 20 daha az. 9 yaş küçük bir eş ise yüzde 11 daha az ölüm riski anlamına geliyor.

8-SAÇLARINIZ DÖKÜLMESİN İSTİYORSANIZ DİŞLERİNİZİ FIRÇALAYIN

İspanyol bilim adamlarına göre dişlerde oluşan hasar saçları doğrudan etkiliyor ve saç dökülmesine yol açıyor.

9-HER GÜN SEKS YAPIN

Her gün seks yapan erkeklerde DNA’larda oluşan hasarın yüzde 12 daha düşük olduğu tespit edildi.

10-ÇOK GEREKMEDİKÇE AĞRI KESİCİ KULLANMAYIN

Harvard üniversitesine göre yüksek tansiyon riskini her gün alınan normal ağrı kesiciler yüzde 38, aspirin ise yüzde 26 artırır.

11-CÜZDANI ARKA CEBİNİZDE DEĞİL GÖĞÜS CEBİNİZDE TAŞIYIN

Bu şekilde cüzdanın sebep olduğu bel ağrılarından kurtulur omurga yapınızın bozulmamasını sağlarsınız.
vatan gazetesi

  • Comments Off

Böğürtlen mucizesi!

Böğürtlenin bir çok hastalığa şifa olduğu bir kez daha vurgulandı.

Gaziosmanpaşa Üniversitesi (GOPÜ) Ziraat Fakültesi Bahçe Bitkileri Bölümü Başkanı Prof. Dr. Resul Gerçekcioğlu, böğürtlenin kalp damar hastalıkları, gırtlak ve bağırsak kanseri, diyabet gibi birçok rahatsızlığa karşı şifa kaynağı olduğunu bildirdi.

Prof. Dr. Gerçekcioğlu, böğürtlenin tedavi edici özelliklerinin yıllardır bilindiğini söyledi.

Böğürtlenin, bolca B grubu vitaminleri içerdiğinden gelişim çağındaki çocuklar ile ileri yaşlardaki insanların sağlığı açısından oldukça faydalı olduğunu belirten Prof. Dr. Gerçekcioğlu, şöyle devam etti:

“Böğürtlen, A ve C vitamini gibi kanser önleyici (antikanserojen) maddeler yanında yüksek oranda antioksidant kapasitesine sahiptir. Antioksidant seviyesi serbest oksijen radikallerini absorbe etme yeteneğinin bir ölçüsüdür. Diğer yiyeceklerle karşılaştırıldıklarında özellikle siyah ahududu ve böğürtlenler oldukça yüksek oranda oksijen radikal emilim (ORAC) değerine sahiptir. Ayrıca antisiyonince en zengin yiyecekler arasındadırlar.”

Böğürtlende, kanseri engelleyen bir madde olan ellagic asit içeriğinin de fazla olduğunu bildiren Prof. Dr. Gerçekcioğlu, “Laboratuvar hayvanlarında yapılan çalışmalarda, ilk kanser oluşum hücrelerinin aktif kansere dönüşümünü ellagic asidin engellediği görülmüştür. Bu araştırmaların ışığında, insanlar arasında en yaygın iki kanser olan gırtlak ve bağırsak kanserlerinde de bu maddenin etkileri üzerinde çalışmalar odaklanmıştır”dedi.

Tohumuyla tüketilen böğürtlenin, tohumundaki doymamış yağ asitleri yönüyle şifa kaynağı olduğunu anlatan Prof. Dr. Gerçekcioğlu, “Bazı yağlarda ve fındıklarda bol miktarda bulunan sıradan lipophilic antoksidantlardır. Bunların böğürtlen, ahududu ve diğer bazı üzümsü meyvelerin çekirdeğindeki varlığı, vitamin E aktivitesine antioksidant potansiyeli sağlar” diye konuştu.

haber3

  • Comments Off

Çörek otu, kanserden koruyor!

Selçuk Üniversitesi Ahmet Keleşoğlu Eğitim Fakültesi Kimya Eğitimi Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. İbrahim Uslu, çörek otunun bağışıklık sistemini güçlendirip vücudu kanser ve gribe karşı koruduğunu, kansere yakalananların tedavisine ise yardımcı olduğunu söyledi.

Çörek otundaki thymoquinone isimli kimyasal maddenin kanserli pankreas, meme, bağırsak ve karaciğer hücrelerinin üremesini durdurduğunu hatta bu kanserli hücreleri yok ettiğini ifade etti.

Thymoquinone maddesinin doğal savaşçı hücrelerin başarı oranını yüzde 74 oranında artırdığını belirten Uslu, çörek otu yağının anti virüs olma özelliği bakımından araştırıldığını ifade etti. Bağışıklığın insan vücudunun hastalıklara karşı savunma mekanizmasını oluşturan bir sistem olduğunu belirten Uslu, “Bu sistem vücudu bakterilere ve viral enfeksiyonlara karşı koruyup, kanserli hücreleri ve yabancı maddeleri yok eder.” dedi. Sigara, alkol, dengesiz beslenme, çeşitli kimyasal ve radyoaktif maddelere maruz kalma gibi sebeplerle vücudun bağışıklık sisteminin çöktüğünü belirten Uslu, böyle durumlarda soğuk algınlığı ya da grip adı verilen rahatsızlıkların ortaya çıktığını ifade etti. Uslu, “Çörek otu, virüse yakalanılan erken dönemde katil hücreleri sınırlandırıyor.” diye konuştu.

Hz. Muhammed’in (SAV) “Çörek otunu kullanın, ölümden başka her şeye devadır.” hadisine dikkat çeken Prof. Dr. Uslu, günümüz insanlarının bu önemli şifalı bitkiden faydalanmadıklarını üzülerek gördüğünü vurguladı. Bilimsel araştırmaların çörek otunun şeker, astım, öksürük, solunum yolu ve egzama hastalıklarına da iyi geldiğini ortaya koyduğunu vurgulayan Uslu, “Araştırmalar çörek otunun kandaki kolesterol düzenini istenilen seviyeye düşürebildiği, idrar miktarını artırdığı ve tansiyon yüksekliğini tedavi ettiğini de göstermiştir.” diye konuştu.

Çörek otunun öğütülüp toz şeklinde günde 1 ile 3 gram tüketilmesini öneren Prof. Dr. Uslu “Bu esrarlı bitkinin faydaları saymakla bitmiyor, ancak doktor tavsiyesi ve önerilerine göre kullanıldığı zaman iyi sonuçlar elde edilir.” ifadelerini kullandı. Halkın bu bitkiyi sadece pasta börek yapımında tükettiğine dikkat çeken Uslu, yüksek sıcaklığa maruz kalan çörek otunun pasta börek ile yerken tüm antioksidan özelliğini yitirdiğini, vücuda bir yararının kalmadığını sözlerine ekledi.
(CİHAN)

  • Comments Off

Kansere karşı yeni aşı!

Kanseri durdurma kapasitesine sahip aşı üretildi.

Çek Cumhuriyeti’nde günlük yayımlanan Mlada Fronta Dnes gazetesinin, prestijli tıp dergilerinden Clinical Immunology’ye dayandırdığı haberine göre, kansere karşı yeni bir aşı üretildi. Haberde, Çek Cumhuriyeti’nin başkenti Prag’daki Motol Hospital tarafından üretilen aşının birçok tümörün tedavisi için yararlı olduğu ve kemoterapi gibi yan etkisi olmadığı belirtildi.

Araştırmanın öncüsü Jirina Bartunkova, şu an klinik testler için istek taslağını hazırladıklarını söyledi. Çek araştırmacıların aşıyı, üzerinde 10 yıldır çalıştıkları özel bir metotla geliştirdikleri kaydedildi. Bu aşının melanom (habis tümör), lösemi (kan kanseri), bağırsak kanseri, yumurtalık kanseri ve tekrarlayan tümörlerin tedavisinde kullanılacağı vurgulandı.

AŞI, BİR HASTAYA 1 YIL YETİYOR

Bartunkova, aşının bir hastaya 1 yıl yetecek kapasiteye sahip olduğunu ve tedavi ücretinin yıllık 5 bin ABD doları olduğunu ifade etti.

Bununla beraber, tedavide zaman ve araç gereç konusunun çok önemli olduğu, çünkü bu aşının haftada ancak bir adet üretilebildiği kaydedildi. “Yılda 50 aşı üretme kapasitesine sahibiz” diyen Bartunkova, bununla beraber, araştırmaların aşının geniş ölçekte üretilme aşamasına geldiğini de dile getirdi.

Araştırma grubunun, şu an bir biyoteknoloji şirketi ile üretim konusunda görüşmelerini sürdüğü de belirtildi.

gerçekgündem

 

  • Comments Off

İşte taze “havuç suyu”nun faydaları…

İşte size helalinden bir tabiat harikası… Kökü, yaprağı, tohumu, çiçeği ile havuç, günlük hayatımız için tam bir can simidi!

Sinirleri rahatlatıyor, unutkanlık şikayetlerini ortadan kaldırıyor, afrodizyak etkisiyle güç ve enerji vererek mutluluk kaynağı oluyor, kanser hastalıklarına karşı koruyor, kalbin dostu, midenin rahatlatıcı merhemi, sindirim sisteminin doğal temizlik makinası, gözlerin ilacı, cildin güzellik kaynağı… HAVUÇ

Kökleri sebze olarak yenilen iki yıllık, otsu bir kültür bitkisi olan havucu, oluklu gövdesi ve dereotununkine benzeyen ince yaprakları ile akıllı tavşanlar çoktan keşfetmiş! Çiçekleri beyaz ve pembe renkli, meyveleri (tohumlar) ise uzunca (2-4mm uzunlukla) yumurta biçimindedir.

Düzenli havuç yiyen kardiyolog ve onkolog tanımıyor!

Günde sedece üç havuç yemek sizi hem kardiyologdan hem de onkologdan uzak tutmaya yetebilir.

ABD’de yapılan araştırmalar neticesinde; Akciğer, Ağız, Gırtlak, Mide, Bağırsak, Mesane, Prostat ve Göğüs kanseri gibi birçok kanser çeşidine yakalanma riskini azaltabilir!

Paris Tıp Fakültesi eski dekanlarından Prof. Dr. Binet’nin çalışmaları havucun kandaki alyuvarları çoğalttığını, aynı zamanda kanın cinsini ıslah ettiğini göstermiştir. 1960 yılında Sovyet doktorlarının yaptığı araştırmalar da havucun damarların genişlemesine yardımcı olduğunu ortaya koymuştur.

Yemeklerden önce havuç salatası, sindirim sistemin doğal temizlik makinası

Dr. Hensen öksürüğe ve uykusuzluğa karşı havucu tavsiye etmektedir. Havuç gençlik kaynağıdır ve “dört harika”dan biridir. (Öbür harikalar limon, sarımsak ve kekiktir). Havuç sindirimi kolaylaştırdığı için tahıl ve kuru sebzelerle birlikte yenmelidir. Ayrıca tüm sindirim sistemini temizlediğinden, yemeklerden önce çiğ havuç salatası yenmesi tavsiye edilir.

Bu sebzenin yalnız kendisi değil, körpe yaprakları ve tohumu da kullanılır. Yapraklarında bol miktarda kalsiyum vardır. (Bunları çöpe atmamalı, günlük salatalara katmalı!)

Havucun faydaları

Havucun özelliği bileşimindeki karoten yani provitamin A’dır. Bu vitaminin eksikliğinde gece görmek güçleşir, cilt kurur, yüzde zamansız çizgiler belirir, koku alma duyusu zayıflar. Mide özsuyu eksikliği, ağızda kuruluk, saçta kuruluk ve kırılma gibi belirtiler de olasılıkla A vitamini eksikliğinden meydana gelir. Günde 1 bardak havuç içmekle bütün bu rahatsızlıklar ortadan kalkar.

Havuç ayrıca sinir sistemi için gerekli olan B1, B2 ve C vitaminlerini de içerir. Karaciğer-safra kesesi yetersizliğinde özellikle havuç tavsiye edilir. Gut hastalığından yakınanlar ve romatizmalılar da bu sebzeden yararlanabilirler.

Çiğ havuç rendesi (püre halinde) yanıklara ve abselere iyi gelir. Dişleri yeni çıkmakta olan bebekler çiğ havucu (çubuk halinde kesilmiş) emzik gibi çiğnediklerinde dişlerin çıkması kolaylaşır. Havuç nefes darlığına da yararlıdır.

Hamile bayanların bol miktarda havuç yemesi tavsiye edilir.

Bebekler için anne sütünden sonra en kıymetli besin havuçtur.

Emziren kadınların sütünü çoğaltır ve zenginleştirir. Anne ve bebeğin dişlerini kuvvetlendirir, görme gücünü artırır. Yanıkları, dış ve iç yaraları iyileştirir.

Havuç, düzenli olarak yenildiğinde, sigara içen kişileri de içermek üzere, bedenin akciğer kanserine yakalanma riskini aza indirgemektedir. 

Ayrıca havucu sık ve bol tüketen kişilerin gırtlak, mesane, rahim, kalınbağırsak, prostat ve yemek borusu kanserlerine yakalanma riski yüzde 50, menopoz dönemi sonrası kadınlarda göğüs kanserine yakalanma riskinin de yüzde 20 oranında azaldığı yapılan araştırmalarla kanıtlanmıştır.

Havuç aynı zamanda börek beyin ve kalp damarlarının düzenli çalışmasına yardımcı olur.

Hücrelerin canlanmasında ve çoğalmasında olumlu etkisi vardır. Karaciğerin safra salgılamasına ve kolesterolü dengelemesine yardım eder. Bağırsakları çalıştırır, yara ve iltihabını çabucak iyileştirir. Sarılığa, ergenlik sivilcesine, ses kısıklığına iyi gelir.

Düşük bir (35) glisemik endeksine sahiptir. Bu sebeple zayıflamak isteyenler ve şeker hastalarının yiyebileceği bir gıdadır. Ancak çiğ olarak tüketilmelidir, rendelenerek salata şeklinde tüketilebilir.

Havuç olgunlaştıkça şeker oranı da azalır. Havucun kendine has rengi ne kadar güçlü ise içerdiği beta-karoten maddesi de o kadar fazla olmaktadır.

Tohumu nelere iyi gelir?

Havucun tohumları da çok kıymetlidir. Mide ve bağırsak gazlarını giderir, idrarı söktürür, böbrek ve mesane taşlarını düşürür, kurt düşürücü özelliği vardır, regl düzenleyicidir, hidrofiz hastalığına (karında su toplanması) iyi gelir, afrodizyak etkilidir. Havuç tohumu; Sabit yağ, rezin ve yüzde 0,5-1,6 uçucu yağ içermektedir.

Tohumlarından yüzde 5 oranın da yapılan çay günde 2-3 bardak içilebilir.

Meyvelerin dövülmesi veya öğütülmesi ile elde edilen toz, az miktarda su ile karıştırılıp hap halinde günde 1-3 gr. alınabilir.

Havuç tohumlarına Diyabakır yöresinde yeregeçen, keşür, Erzurum yöresinde ise pörçüklü isimleri verilmektedir.  

100 gr. havuçta hangi vitamin ve minerellar var?

kalori 30-40
protein 1,1 gr.
karbonhidrat 9,7 gr.
kolesterol 0
yağ 0,2 gr.
lif 1 gr.
fosfor 36 mgr.
kalsiyum 37 mgr.
demir 0,7 gr.
sodyum 47 mgr.
potasyum 341 mgr.
magnezyum 23 mgr.
A vitamini 8.115-13.500
B1 vitamini 0,06 mgr.
B2 vitamini 0,05 mgr.
B3 vitamini 0,6 mgr.
B6 vitamini 0,15 mgr.
folik asit 7,6 mcfr.
C vitamini 6-8 mgr.
E vitamini 0,6 mgr.

Taze sıkılmış havuç suyunda bulunan etkin maddelerin özellikleri

Özellik Etkin madde adedi
akneye karşı 16
alzheimere karşı 17
antioksidan 21
damar genişletici 19
damarsertliğine karşı 13
deri enflamasyonuna karşı 10
enflamasyona karşı 24
kolesterol düşürücü 12
mantar yok edici 17
mutasyona karşı 14
nitrosamin oluşumuna karşı 8
östrojen artırıcı 8
rahatlatıcı, dinlendirici 19
sperm artırıcı 4
triglyseride karşı 5
uv-ışığına karşı filitre 7
ülsere karşı 8

Havuç suyu içerken dikkat edilmesi gerekenler

Uzmanların açıklamalarına göre: A vitamini yağda çözünen bir vitamindir. Havuç suyunu doğrudan içtiğimiz takdirde içerdiği A vitamininden tam anlamıyla istifade edemeyiz. İçerdiği A vitaminini büyük bir oranda vücudumuza kazandırmak istiyorsak, bu takdirde bir bardak havuç suyunun içerisine iki-üç damla saf zeytinyağı damlatmamız gerekir.

A ve E vitamini hücre içerisinde denge halinde bulunur. Fazla alınan E vitamini yorgunluk yapar. Bundan dolayı çok fazla E vitaminin alınması demek, hücrelerden A vitaminin atılması demektir. Aynı şekilde çok fazla A vitaminin kullanılması demek hücre içindeki E vitaminin belirli oranda dışarı atılmasına neden olur. Bu da, hücre içindeki E vitaminin belirli oranda dışarı atılmasına neden olur. Bu da hücre içindeki A ve E vitamin dengesinin bozulması anlamına gelir.

Prof. Maranki’den Reflü ve Ülser için reçete

Havuç midedeki ülserli kısımların iyileşmesini sağlar. Reflü ve ülser şikayeti olanlar sabah ve akşam birer çay bardağı taze sıkılmış havuç tüketirlerse tedaviye yardımcı olur.

(Günde iki çay bardağından fazla tüketilmemelidir.)   

Prof. Saraçoğlu’ndan “Unutkanlığa” ve “Alzheimer”e karşı havuç kürü

Üç ay boyunca hergün, akşam yemeğinden iki saat sonra taze sıkılmış ve içine iki-üç damla saf zeytinyağı damlatılmış bir bardak havuç suyu içilerek uygulanacaktır.

Üç ay tamamlandıktan sonra haftada en fazla 2-3 defa yine aynı uygulamaya devam etmek gerekir.

Havuç suyu içtikten sonra başka bir şey içmemeye özen gösteriniz, hergün akşam taze olarak hazırlanması ve fazla bekletilmeden tüketilmesi gerekir.

Bu uygulama aynı zamanda akciğer ve deri kanserine ve de kalp krizine karşı da bir önleyicidir. Tavsiye edilen kür ile havucun diğer bütün etkin maddelerinden de faydalanıyorsunuz.

Dikkat: Piyasada hazır satılan havuç sularını tercih etmeyiniz! Pazar veya marketten alırken ona dokunup tazeliğini hissedin, size şifalı geleciğine inanın…

Havuç seçmenin püf noktaları

Kök kısmının taze, çürümemiş olmasına,

uç kısmının sivri değil, yuvarlak başlı olmasına,

eğri büğrü ve çok iri değil, düzgün gelişmiş orta boylu olmasına,

yeşil ve ham değil, olgunlaşmış olmasına,

yumuşak ve ölüşmüş değil, sert ve gevrek olmasına,

bir de ıslatılmamış veya buzhaneye girmemiş olmasına dikkat ediniz!  

Kaynaklar:

İlaç yiyecekler/ Dr. Earl Mindell

Bitkisel Protein ile Dengeli Beslenme/ Müheyya İzer

Kozmik Bilim Işında Şifalı Bitkiler/ Prof. Dr. Ahmet Maranki –Elmas Maranki

Bitkilerle Tedavi/ Prof. Dr. İbrahim Adnan Saraçoğlu

Türkiye’de Bitkiler ile Tedavi/ Prof. Dr. Turhan Baytop

Gerçek Tıp/ Dr. Aidin Salih

Sağlıklı Beslenme/ Doç.Dr. Sefa Saygılı-Dr. Ali Akben-Dr. Özer Odabaşı

www.iyilikguzellik.com özel Nihal Doğan

  • Comments Off

Aşırı kilo kanser nedeni!

Kadınlarda rahim kanserinin en önemli nedenlerinden birinin aşırı kilo.

Selçuk Üniversitesi Meram Tıp Fakültesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Çetin Çelik, kanserin Türkiye’de kalp hastalıklarının ardından en fazla öldürücü etkiye sahip ikinci hastalık olduğuna dikkati çekti.

Kadınlarda en çok görülen kanser çeşidinin meme kanseri olduğunu belirten Doç. Dr. Çelik, bunları sırasıyla akciğer, bağırsak, mide ve rahim kanserinin izlediğini ifade etti.

Kansere yakalanmanın birçok nedeni olduğunu söyleyen Doç. Dr. Çelik, “Bunların arasında sigara, radyasyon, enfeksiyonlar, hormonlar ve çevresel faktörler gibi etkenler yer alıyor. Tüm kanser çeşitleriyle mücadelede en önemli şey ise düzenli kontrol, erken teşhis ve tedavidir” dedi.

Kadınlar için en tehlikeli kanser çeşitlerinden birinin de rahim kanseri olduğunu vurgulayan Çelik, şunları kaydetti:

“Kadınlarda meme ve rahim kanserine yakalanma oranı son yıllarda oldukça arttı. Rahim kanserinin en önemli nedenlerinden biri de şüphesiz aşırı kilodur. Kilolu kişilerde dengesiz olarak artan kadınlık hormonu (estrojen) bu kanserin en önemli nedenidir. Aynı zamanda kansere yakalanmada genetik etkenler de oldukça önemli. Dengesiz beslenme ve stres gibi etkenleri de kanser nedenleri arasında gösterebiliriz.”

Birden fazla partnerle ilişkide bulunulması halinde rahim ağzı kanserine yakalanma olasılığının arttığını bildiren Doç. Dr. Çelik, rahim ağzı kanserinin gelişmesinin, tedavi ile yüzde 90 engellenebileceğini söyledi.
haber3

  • Comments Off