Zayıflamak için Doğru Bilgiler!

Özellikle yaza girdiğimiz şu dönemlerde, herkesin zayıflamak için uğraştığını tahmin ediyoruz. Diyetin en gözde zamanında, siz de fark etmeden kim bilir ne yanlışlar yapıyorsunuz?
Diyete girip kilo vermek ya da doğrusu, tartıda eksik görünmek, gerçekten vücudunuzdan yağları attığınız anlamına gelmez. Yanlış diyet uygulayarak, vücudunuzun su ve kas erimesine sebep oluyor olabilirsiniz. Amaç sağlıklı kilo vermek olmalıdır.
Karbonhidrat içeren besinleri, yağ, et ve sütü tamamen beslenmeden çıkartmak sağlığınızı olumsuz etkileyecektir. Bilimsel bulgular, yüksek oranda doymuş yağ tüketiminin, hormonlara bağlı kanser, kalp hastalıkları ve şeker hastalığına zemin hazırladığını göstermektedir. Günde 50 gramdan az karbonhidrat tüketmek, kanda bulunan ketonun atımına sebep olur, bu da vücudun dengesinin bozulması anlamına gelir. Yağ kitlelerinden arınacağınız bir diyet için, mutlaka, et ve et grubu, süt ve süt grubu, sebze ve meyve grubu, ekmek ve yağ grubundan belirli miktarda tüketmeniz gerekmektedir.
Karbonhidratlarla proteinleri birbirinden ayırarak beslenmek yöntemiyle yapılan diyetlerde yanlıştır. Bu yöntemin temel anlamı, karbonhidrat ve yağ gibi, yüksek enerji içeren besinleri az tüketip, kalori alımını azaltıp kilo vermeyi sağlamaktır. Yani, karbonhidrat ve proteini ayırarak değil. Zaten besinler az ya da çok miktarlarda karbonhidrat, protein ve yağı bir arada içerirler.
Aç kalarak kilo verilmez. Açlıkla diyet yaptığını zannedenler, yağsız vücut kitlesi olan kastan kilo verirler. Aç kaldığında vücut metabolizmayı yavaşlatır, enerjiler daha yavaş yakılır ve vücut kendini koruma altına alır. Yağı daha etkili bir şekilde depolayabilme mekanizması geliştirir. Bunun yanı sıra baygınlık, kanda ürik asit artışı, saç dökülmesi, uykusuzluk ve ruhsal bozuklukların ortaya çıkmasına sebep olur.
Kırmızı eti yemek listesinden çıkartanlar da bir hata yapmış olurlar. Sağlıklı beslenme için haftada 2 kere kırmızı et tüketmek gerekir. Kırmızı et tüketmeyenlerde demir eksikliği anemisi görülür. Kırmızı etin kolesterol içeriği, tavuk ve balık etine göre farklı değildir ancak, kırmızı et, kan kolesterolünü yükseltmeye yarayan doymuş yağ içerir. Bu yüzden haftada iki kere yağı görünmeyecek kadar az olan kırmızı eti tüketmek gerekir.
Diyette yüksek miktarda protein almak, kas gelişimini sağlamaz. Kas gelişimi ve gücü için fazla protein tüketmeye gerek yoktur. Hatta gereğinden fazla protein tüketmek, vücudu yağlandırır. Kas gücü için egzersiz yapmak gerekir.
Vitaminler kilo aldırmaz. Vitaminler, enerji içermeyen, çok az miktarları ile vücudun biyokimyasal reaksiyonlarında görev alan besin öğeleridir. Vitamin kullanması gereken bireylerde kilo alımlarının, yemek davranışlarındaki değişiklik nedeniyle olduğu bilinmektedir.
kadin.tr.msn.com
  • Comments Off

Meyveler ve Kalori Değerleri!

Yaz mevsiminin en güzel yanlarından biri kalorisi düşük ve doğal şeker içeren birbirinden güzel meyveler sunmasıdır. Sağlığınızı korumak ve formda kalmanız için meyvelerin faydaları ve kalori değerleri rehberi.
Meyveler; vitamin ve mineral açısından zengindir. Sindirim ve boşaltım sisteminin düzenli çalışmasına yardımcı lifler içerir. Kalorisi düşüktür ve kilo vermenize destek olur. Kansere karşı koruyucu ve yaşlanmayıcı geciktirici etkileri vardır.
Meyvelerin kalori değerlerine geçmeden önce yetişkin bir kadının günlük kalori ihtiyacının 2200 kalori olduğunu belirtmek isteriz.
En Tatlı Meyve Kiraz
100 gram kirazda yalnızca 70 kalori bulunur. Tatlı ihtiyacınızı doğal yollarla karşılamanın en düşük kalorili yöntemlerinden biri kiraz yemektir.
Kiraz, doğal bir ağrı kesicidir. İçinde bulunan maddeler sayesinde baş ve mide ağrılarına iyi geldiği kanıtlanmıştır. Antioksidan özelliği ile kansere karşı koruyucudur. Aç karna yenen bir kase kiraz kabızlık sorununun giderilmesine yardımcı olur.
Renkli Meyve Üzüm
100 gram üzümde 65 kalori bulunur. Eğer iri taneli üzüm yiyorsanız 1 kâse üzümde 250 kalori bulunabilir. Eğer, diyet yapıyorsanız günde 1 kâseden fazla iri taneli üzüm yememenizde fayda vardır.
Üzüm, ciltteki hücrelerin yenilenmesini sağlar. İçerdiği mineraller ile böbreklerin temizlenmesini ve kalp atışlarının düzenlenmesini sağlar. Karaciğerde biriken zararlı toksinlerin vücuttan atılmasına yardımcı olur. Özellikle siyah üzüm kadınların ortak sorunu kansızlığa karşı en etkili çözümlerden biridir.
Tropik Meyve Ananas
Türk mutfaklarına yavaş giriş yapıp kendine sağlam bir yer edinen ananas, kalorisi en düşük meyvelerden biridir. Kalın bir dilim ananasta sadece 43 kalori bulunur.
Yaraların ve sivilcelerin iyileşmesine yardımcı olur. Sindirim ve boşaltım sisteminin düzenli çalışmasını destekler.
Vitamin Deposu Kivi
Kivi tam bir C Vitamini deposudur. 1 adet kivi yalnızca 46 kalori içerir.
Günlük C Vitamini ihtiyacını fazlasıyla karşılayan kivi, kandaki yağ miktarını azaltmaktadır. Kansere ve kan pıhtılaşmasına karşı koruyucudur.
Kalorisi Yüksek Meyve Muz
Meyvelerin içinde en yüksek kaloriye sahip olanlardan biri muzdur. Bir adet muz, 105 kalori içerir. Diyet yapıyorsanız günde 1 adet muz yemeniz doğrudur. Daha fazlası ideal kilonuza ulaşmanızı zorlaştırabilir.
Regl sancılarını kesmek için başvurabileceğiniz doğal bir ağrı kesicidir. Kalp ve kas sisteminin sağlığına faydalıdır. Yüksek tansiyonu düzenler, ishali önleyici özelliğe sahiptir.
kadin.tr.msn.com
  • Comments Off

Genç kalmanız için öneriler!

Cildinize dikkat edin, yaşlanma etkilerini geciktirin!

Kendinizi güneşin etkilerinden, dolayısıyla da kırışıklıklardan, koyu lekelerden ve cilt kanserinden korumanın yolu ilk etapta ona zarar gelmesini önlemekten geçiyor. Bunun için sadece sahilde değil, şehir içinde de koruma faktörü içeren ürünler kullanmalısınız

Yıllardır güneşe karşı korunmakla ilgili birçok uyarıyla karşı karşıya geliyoruz… Ancak bunca uyarıya rağmen, yapılan son araştırmalarda çoğu yetişkinin ciltlerini hâlâ korumadığı ortaya çıkmış. Yaşları 18 ile 29 arasında olan kadınlar, bu konuda en büyük suçu işleyenler.

Bu yaş grubunun yüzde 57’si nadiren güneşten korunduğunu söylerken, yüzde 46’sı son yıllarda güneş yanıklarına maruz kaldığını belirtiyor. Yüzde 20′lik bir oran ise bunca risk faktörüne rağmen solaryumdan vazgeçemediğini itiraf ediyor. Güneş ışınlarının zararlarına dair bunca kanıt olmasına rağmen genç kadınlar halen bu konuya yeterince özen göstermiyor.

Her gün güneş kremi sürmeye üşenseniz de, bunu sağlığınız ve genç görünümünüze yapacağınız bir yatırım olarak düşünün. Güneşten korunma yollarını kendinize alışkanlık haline getirebilirseniz, bu işlem sizin için oldukça kolaylaşır. Peki ama bu tip ürünleri seçerken nelere dikkat etmek gerekiyor?

İşte cevapları…

1- Mutlaka başınıza şapka takın

Başınızı ve yüzünüzü güneşten koruyacak olan en iyi şapkanın, en az 10 santimetrelik bir kenarı olması gerekir. Bu şapkanın sizi güneş ışınlarından koruması için sıkı örgülü bir materyalden imal edilmiş olması da çok önemli. Dikkat edin; kum ve kaldırım taşları güneş ışınlarından gelen radyasyonu yüzünüze yansıtır. Bu nedenle yine de koruma faktörlü kreminize ihtiyaç duyacaksınız.

2- Geniş spektrumlu ürünleri tercih edin

Güneş ışınlarından korunurken ürününüzün sizi hem UVA hem de UVB ışınlarından korumasına dikkat edin. UVA ışınları deri altına işleyerek kırışıklıkların oluşmasına sebep olur. Bu ışınlar ayrıca melanom ve hücre bazlı kanserlerin oluşmasını tetikleyebilir. Melanom, deri kanserinin en ölümcül çeşididir. 15 ile 29 yaş arasındaki kişiler arasında çoğunlukla görülen bu hastalık 30′lu yaşlardaki kadınlarda da sıkça ortaya çıkıyor. UVB ışınları ise güneş yanıklarına neden olur.

3- Koruma faktörlü nemlendirici kullanın

Bu kremi duşun içinde veya ilaç dolabınızda tutarak, duştan çıkıp kuruduktan sonra rahatça sürebilir, böylece sonrasında düşünmeye gerek kalmadan güneş koruma faktörünüzü uygulamış olursunuz.

4- En önemli bölgelerin üzerini kapatın

Kadınlar, boyunlarının arka kısmı ve saç çizgisi hizası gibi başlıca bölgelere güneş kremi uygulamayı çoğunlukla unutuyor. Diğer sıklıkla unutulan bölgeler; eller, kulak arkaları ve ayak topuklarıdır. Bir başka problemli bölge ise baştır. Sonuçta saçlarınızın altına rahatça güneş kremi uygulayamaz veya yanık var mı diye kontrol edemezsiniz. Yaz aylarında şapka takmaya özen gösterin ve kuaförünüzden, saç derinizi kontrol etmesini isteyin.

5- Cildinizi bundan 10 yıl sonra hayal edin

Aynada kendinize baktığınızda cildinizin sağlıklı ve genç olduğunu görebilirsiniz. Ancak kendinizi güneşten korumazsanız, 10 yıl içerisinde cildinizde kırmızı lekeler oluştuğunu göreceksiniz. Bu zararların bir kısmını giderebilseniz bile hepsini telafi etmek mümkün değil. Cildinizi düzenli olarak korumaya başlamazsanız, 20′li yaşlarınızın sonunda veya 30′larınızın başında yaşlanma belirtileri ortaya çıkar. Dışarıya çıktığınızda veya sahile giderken güneş koruma kreminizi uygulamaktan vazgeçmeye eğilimliyseniz, kendinizi güneşten zarar görmüş bir ciltle hayal edin. Bu, sizi korunmaya teşvik edecektir.

6- Cildinizi kontrol ederken sevgilinizin yardımını isteyin

Araştırmalara göre insanlar, yanlarında arkadaş veya partnerleri varken ciltlerini kontrol etmeye daha yatkın. Düzenli bir inceleme, normalde atlayacağınız ciddi bir deri hastalığını fark etmenizi sağlar. Birbirinizi baştan ayağa incelemek için 15 dakika ayırmanız bile yeterli olacaktır. Işıklı bir ortamda, başınızdan başlayıp, birbirinizin boyun, sırt ve göğüs bölgelerinizi, kalçaların arka kısmını, baldırlarınızı ve ayaklarınızın altını iyice kontrol edin. Vücudunuzdaki lekelerin asimetrik, biçimsiz ve pürüzlü kenarlı, çift renkli, bir santimetreden daha geniş çaplı veya son kontrol ettiğiniz zamandan daha yaygın olmamasına özellikle dikkat edin. Herhangi bir değişiklik gördüğünüzde ise doktora danışın.

7- Dudaklarınıza özen gösterin

Dudaklar, kadınların cilt kanserine yakalanma nedenlerinin başında geliyor. Bu nedenle her dışarıya çıktığınızda dudaklarınızı mutlaka nemlendirmelisiniz. Onları şapkanın veya kıyafetlerin ardına gizleyemeyeceğiniz için en azından 15 güneş koruma faktörlü bir dudak balsamı kullanmanız şart.

8- Doğum kontrol hapı yüzde leke yapabilir

Doğum kontrol haplarında bulunan hormonlar, yüzünüzde koyu lekelerin oluşmasını tetikleyebilir. Güneş ışınlarına maruz kalmak da bu lekeleri daha görünür ve kalıcı hale getirebilir. Doğum kontrol hapı yüzünden cildinde koyuluk oluşan kadınlar, güneşten korunmak için daha dikkatli olmalılar.

9- Kendinize çeşitli güneş kremleri alın

Geleneksel güneş kremlerinin yapışkan ve yağlı olması onları kullanmak istememenizde önemli rol oynar. Ayrıca bu kremlerin kuruması uzun zaman alabilir. Ancak artık bu bahaneleri kullanarak kaçamazsınız. Güneş koruma bakımları artık stick, sprey şişe, hatta ıslak mendil formlarında karşımıza çıkıyor. Bu ürünler cildinize düşündüğünüz kadar yağlı bir görünüm vermeden aynı korumayı sağlayabiliyor. Birkaç çeşit güneş kremi edinerek onları çantanızda bulundurun. Böylece arkadaşlarınızla dışarıda buluştuğunuzda veya trafikte güneş altında saatlerce sıkışıp kaldığınızda yardımınıza koşacak korumanız sizi hazır bekliyor olacak.

10- Güneş gözlüğü kullanın

Güneş gözlüklerinizi dışarıda olduğunuz her an takarak göz etrafındaki narin ve hemen kızarmaya meyilli olan deriyi koruyabilirsiniz. Ayrıca göz bölgesi güneş koruyucu kremlerin içeriğinde bulunan kimyasal maddelere karşı çok hassas olduğundan, çoğu kadın bu kremleri o bölgeye uygulamıyor. Fakat güneş gözlükleri, gözlerinizi batma veya yanma hissi olmaksızın rahatça koruyabilir. Seçtiğiniz gözlükler pahalı olmak zorunda değil. Üzerinde yüzde 99 veya yüzde 100 UVA/UVB logosunu görmeniz yeterli. Başta büyük çerçeveler olmak üzere çeşitli tarzlara sahip gözlüklere yatırım yapabilirsiniz. Gözlük çerçeveleri ne kadar büyük olursa, UV ışınlarına karşı sizi o kadar çok korurlar.

HATA YAPIP GÜNEŞTE YANDINIZ!

Güneşin olası zararlarını önlemek için alacağınız birkaç önlem bulunuyor. Aşağıdaki kurtarma planını adım adım izleyin…

Aspirin için

Bu ilaç vücudunuzda oluşan yanma hissini engellemeye yarıyor. Yani, vücudunuzun ciddi bir güneş yanığına karşı ilk tepkileri olan kaşıntı ve kızarıklığı gidermek için uğraşıyor. Önemli olan, aspirini güneş yanığı oluştuktan sonraki ilk 24 saat içinde almak. Yoksa vücudunuzda oluşan kırmızılık kalıcı zararlara neden olabilir.

Bol bol nemlendirin

Güneş yanığı oluştuktan bir süre sonra, vücudunuz kurur ve kaşınmaya başlar. İçinde aloe vera veya soya gibi tahrişi önleyici içerikler bulunan bir nemlendirici ile durumunuzu hafifletebilirsiniz. Olabildiğince sık uygulayın, ne kadar sık sürerseniz sürün hiçbir şekilde aşırı sayılmaz. Üstelik bu losyon sizi rahatlatıp serinletecektir.

Güneş koruma kreminizi yanınızdan ayırmayın

Güneş ışınlarını önleyerek, cildinize iyileşmesi için zaman ve vücudunuza bağışıklık sistemini kuvvetlendirmesi için şans vermiş olursunuz. Ayrıca, yapılan araştırmalara göre, düzenli olarak güneş koruma faktörlü ürünler kullanmak, kanser riski taşıyan hücrelerin gelişimini de engelliyor.

Bölgeye peeling yapın

Cildiniz tamamen iyileştikten sonra, içeriğinde alfa hidroksi asit bulunan peeling ürünlerini yanmış olan bölgeye haftada iki kez olmak üzere bir ay boyunca uygulayın. Bu işlem, yeni deri hücrelerinin oluşmasını hızlandırır ve cildinizin rengini lekeli gösteren ölü hücrelerden kurtulmanızı sağlar.

Retinol içerikli krem uygulayın

Güneş, cilde elastikiyetini sağlayan kolajen maddesini yok eder. Retinol, yani A vitamini takviyesi, yeni kolajenin oluşmasına yardımcı olur. Yanıklarınız iyileştikten sonra, dermatoloğunuzdan size retinol içeren bir krem tavsiye etmesini isteyebilirsiniz.
gerçekgündem

  • Comments Off

Acı biber kanser düşmanı!

Acı kırmızı biberin içinde bulunan ‘kapsaisin’ maddesinin kansere karşı olumlu etkisi olduğu ortaya kondu.
Acı kırmızı biberde yoğun olarak bulunan alkaloit madde “kapsaisin”in, kanser başta olmak üzere birçok sağlık sorununda olumlu etkiye sahip olduğu bildirildi.

Antalya Eğitim ve Araştırma Hastanesi Tıbbi Biyokimya Klinik Şefi Prof. Dr. Necat Yılmaz, yaptığı açıklamada, genetik ve çevresel faktörlerin kalın bağırsak kanseri gelişimine olan etkisinin iyi bilindiğini belirtti.

Kanser cerrahisi, radyoterapi ve kemoterapi alanlarındaki gelişmelere rağmen tedavi oranlarında çok düzelme olmadığını, ancak yine de kansere karşı en iyi yolun tedavi olmayı sürdürmek olduğunu ifade eden Prof. Dr. Yılmaz, “Geçen yıllarda yaptığımız ve batılı bir çok araştırmacının yayınladıkları benzer çalışmalarımızı kamuoyu ile paylaştım. Bir kez daha halkımızın hatırlamasında yarar olduğunu düşündüğüm bir konu acı biberdeki kapsaisin maddesidir” dedi.

Son olarak Güney Koreli araştırmacıların Nisan 2009′da ‘Cellular& Molecular Biology Letters’ isimli dergide ve Anticancer Research dergisinin ocak sayısında yayımlanan çalışmada, karaciğer kanser hücresi üzerine kapsaisin etkisinin incelendiğini vurgulayan Prof. Dr.Yılmaz, “Kapsaisin biberin temel acı maddesi olup, birçok hücre tipinde, bir anti-tümör etkisi sergilemiştir. Ancak, kapsaisinin anti tümör etkisi tam açıklanmamıştır” dedi.

Ayrıca kırmızı biberin, kolesterol düşürücü, mide asidini düzenleyici ve mikrop öldürücü etkilere sahip olduğunu ifade eden Prof. Dr. Yılmaz, sanıldığının aksine kırmızı biberin zayıflatıcı etkisinin de bulunduğunu kaydetti.

güncel.net
  • Comments Off

Hatalı gen kalp ve diş düşmanı!

Alman araştırmacılar, diş eti hastalıkları ile kalp krizi arasında çok sıkı bir genetik bağ olduğunu keşfetti.
Diş eti rahatsızlığı olanlar ile kalp sorunları yaşayanların 9. kromozomunda mutasyona uğramış bir gen bulunuyor.

Alman araştırmacılar, diş eti hastalıkları ile kalp krizi arasında çok sıkı bir genetik bağ olduğunu keşfettiler.

Kiel Üniversitesi’nden Dr. Arne Schaefer liderliğindeki ekibin bulgularına göre, hem diş eti rahatsızlığı olanlar hem de kalp sorunları yaşayanların 9. kromozomunda normal bir gen yerine bunun mutasyonu bulunuyor. Araştırmacılar bu iki gruba yönelik risk faktörlerinin de aynı olduğuna dikkat çekerek bunları sigara, diyabet ve obezite şeklinde sıraladı.

Diş eti hastalığı (periodontit) ile kalp rahatsızlıkları arasında ilişki olduğu biliniyordu ancak bunun genetik olduğu saptanmamıştı. Araştırmacılar diş eti hastalığı olanların ağız boşluğunda bulunan bakterilerle kalp rahatsızlığı olanların koroner damarlarındaki yağ plaklarında raslanan bakterilerin benzeştiğini de kaydetti.

Her iki hastalık da bağışıklık sisteminin dengesiz reaksiyonuna ve kronik iltihaplanmaya yol açıyor. Viyana’daki Avrupa İnsan Genetiği Derneği konferansında konuşan Dr. Arne Schaefer, bulguların diş eti hastalıklarının ciddiye alınması ve olabildiğince erken tedavi edilmeleri gerektiğini gösterdiğini söyledi.
güncel.net

  • Comments Off

Doğal viagra karpuz!

Yapılan son araştırmalara göre karpuz viagra ile aynı etkiyi yapıyor.

Teksas Üniversitesi`nde doktorların yaptığı son araştırmalara göre karpuz, afrodizyak etkisi olan gıdaların başında geliyor. İstiridye, çilek ve çikolata gibi besinler ise cinsel enerjiyi sanıldığı kadar arttırmıyor. Uzmanlara göre cinsel isteğin, cinsel enerjiye dönüşebilmesi için afrodizyak gıdaların vücutta olumlu değişimler yaratması gerekiyor. Karpuz, çok miktarda tüketildiğinde, içinde ve kabuğunda bulunan citrulline vücuttaki enzimlerle reaksiyona giriyor ve `arginine` adlı bir amino aside dönüşüyor. Yani karpuz, tıpkı Viagra gibi bedendeki damarları açarak ereksiyon oluşumunu garantiliyor. Bu durum aynı zamanda, kalbe, dolaşıma ve bağışıklık sistemine iyi geliyor.

Araştırmayı yürüten Teksas Üniversitesi`nden Dr. Bhimu Patil, karpuzun Viagra`dan farklı olarak hiçbir yan etkisinin bulunmadığını belirtti. “Citrulline` maddesinin yüzde 60`ının karpuzun kabuğunda bulunduğunu belirten Patil, karpuzun ancak çok fazla tüketildiğinde bu etkiyi yapacağını dolayısıyla karpuz tüketirken alınan şekeri azaltmak için çalışmalar yapacağını söyledi. Araştırmacılar, `citrulline` maddesinin, karpuz dışında salatalık ve kavunda az miktarlarda, ceviz tohumunda ise yüksek miktarda bulunduğunu kaydetti. Bu gıdalardan maksimum faydayı sağlamak için her gün düzenli olarak tüketilmeleri gerekiyor.

haber3

 

  • Comments Off

Menopoz Döneminde Doğru Beslenme!

Her kadın menopozla tanışır. Ancak en büyük sorun, menopoz sonrası hızla alınan kilolardır. Hatta bazı kadınlar, yemek yemeseler bile kilo alırlar. Bu durum normal, fizyolojik bir yağlanmadır.
Östrojen düzeyindeki azalma, besin alımını etkiler ve metabolik hızın düşmesine sebep olur. Fiziksel olarak da aktivitesi düşen kadınlar, daha hızlı kilo alamaya başlarlar.
Menopoz sonrasında kaliteli ve sağlıklı bir hayat sürebilmek için, diyet yapmak ve yaşam şeklinde önemli değişimler yapmak gerekir. Genç bir kadına oranla, menopoz yaşayan kadınların besin ihtiyacı farklıdır. Bir beslenme programı düzenleniyorsa, bu dönemde oluşabilecek şişmanlık, kalp ve damar hastalıkları ile osteoporozu önleyici şekilde bir düzenlemeye ihtiyaç vardır. Bunun için:
* Bitkisel özlü sıvı yağlar, soya yağı ve erken hasat zeytinyağı hayat kurtarıcıdır.
* Kronik hastalıklara karşı koruyucu etkisi olduğu düşünülen çiğ sebze, kabuklu meyve ve soya ürünleri mutlaka alınmalıdır.
* Her öğünde dört besin grubuna ait gıdalar uygun miktarlarda tüketilmelidir. Böylece vücudun ihtiyacı olan tüm besinler sağlanmış olur.
* Süt- yoğurt grubu mutlaka 3-4 porsiyon tüketilmelidir.
* Et ve et grubundan toplam 3 porsiyon tüketilmelidir.
* Basit şekerlerin yerine kompleks karbonhidratlar tercih edilmelidir. Şekerin fazla tüketilmesi, enerji sağlamaktan başka fayda getirmez, aksine vücuda zarar verir.
* Düşük yağlı ve düşük kolesterollü diyet yapılmalıdır. Çünkü bu dönemde kan yağları ve kolesterolün üzerinde artış görülür. Doymuş, tekli doyamamış ve çoklu doymamış yağ asitlerinden zengin besinlerin uygun oranlarda seçimi sağlanmalıdır.
* Sebze ve meyve açısından zengin bir beslenme programı oluşturulmalıdır. Posa tüketimi arttırılmalıdır. Yeterli miktarda posa alımı, kronik hastalıklardan koruma özelliği sağlar.
* Aşırı protein tüketiminden kaçınılmalıdır. Proteinin sağlandığı kaynaklar özellikle osteoporoz ile kalp-damar hastalıkları açısından önem taşır.
* Beslenme programı mineral ve vitamin açısından yeterli olmalıdır. Özellikle kalsiyumun yeterli miktarda tüketilmelidir.
* Yemeklere aşırı tuz eklenmemeli ve tuzlanmış besinler tüketilmekten kaçınılmalıdır. Çünkü aşırı tuz, idrarda kalsiyum atılmasını fazlalaştırır. Kronik hastalıklara zemin hazırlar.
* Aşırı alkol ve sigaradan mutlaka uzak durulmalıdır.
* Kafein tüketimi azaltılmalı, kafein içeren çay, kahve ve kola tüketimi sınırlandırılmalıdır.
* Her gün bol sıvı alınmalı ve sulu yiyecekler tüketilmelidir. Günlük yaşamın streslerinin kontrol altına alınması, özellikle aşırı yemek, alkol ve sigara gibi alışkanlıkların önlenmesi açısından son derece önemlidir.
kadin.tr.msn.com
  • Comments Off

Küçük Yaşta Obezite, Erken Ergenlik Nedeni!

Hareketsiz yaşam ve sağlıksız beslenme sonucu ortaya çıkan ve özellikle gelişmiş ülkelerin etkilendiği obezite, erken ergenliğe yol açıyor. Erken ergenlik oluşumunda sebze ve meyvelerde kullanılan hormonlar da etkili oluyor. Erken ergenliğin tanısı ise oldukça basit. Yaşla uygun olmayan cinsel gelişme akla derhal erken ergenliği getiriyor.

Anadolu Sağlık Merkezi (ASM) Endokrinoloji, Metabolizma Hastalıkları ve Diyabet Uzmanı Dr. Özay Tiryakioğlu, erken ergenlikle ilgili soruları yanıtladı.

Ergenlik, kızlarda ortalama 10, erkeklerde 11 yaşında artan seks steroidlerinin (erkekte testosteron, kızlarda östrojen baskındır) etkisi ile başlıyor. Erken ergenlikte ise ergenlik belirtileri erkek çocuklarda 9, kız çocuklarında ise 8 yaşından önce görülüyor. Erkek çocuklarda erken ergenlik sakal çıkması, penis ve testislerin büyümesi, sesin kalınlaşması şeklinde ortaya çıkıyor.

Gelişme önceleri hızlı olduğundan yaşıtlarından iri gösteriyorlar. Ancak kemiklerdeki büyüme kıkırdakları erken gelişip kapandığından, sonraları gelişmeleri yavaşlıyor, boyları kısa kalabiliyor. Bu çocukların serumlarında LH, FSH ve testosteron gibi bazı hormonların zamanından önce artmış olduğu belirleniyor. Kızlarda ise erken ergenliğin en tipik belirtisi göğüs gelişimi ve âdetlerin erken başlamasıdır.

Erken ergenliğe giren kızlarda gerek boy ve gerekse ağırlık bakımından belirgin bir gelişme görülür. Genital organlar, çocuk karakterini kaybeder ve erişkin bir kadınınkine benzer duruma gelir.

Memeler büyür, cinsel organda kıllanma olur. Ancak bütün bu cinsel gelişmeye rağmen psişik durum yaşıtları ile aynı seviyededir. Boy uzaması erkenden sonlanabileceği için özelikle kız çocuklarında âdet kanaması başlamadan müdahale edilmesi büyük önem taşıyor. Erken başlayan âdet kanamaları buna henüz hazır olmayan çocukta psişik sorunları da beraberinde getiriyor.

Erken ergenliğe giren kız çocuklarında erken menopoz riski de var. Erken ergenliğe giren çocukların bir kısmında beyin tümörleri- iltihapları, kafa travmaları gibi organik bozukluklar bulunuyor. Çeşitli ilaçlar ve hormon preparatları da (özellikle sebze, meyve, yumurta üretiminde ve besicilikte bilinçsizce kullanılanlar) erken ergenliğe yol açabiliyor.

Yumurtalık tümörleri, böbreküstü bezi ve hipofiz tümörlerinde meydana gelen bu durum bazı vakalarda sebebi bilinmeden de ortaya çıkabiliyor. Erken ergenlikte şikayeti olan genç kızların yüzde 80’i bilinmeyen nedenlere bağlıdır. Burada ailevi bir faktör - eğilim söz konusu olabilir.

Yavaş gelişen beyindeki bir lezyonun ayırt edebilmesi için bu genç kızların uzun süre izlenmesi gerekiyor. Yeni bir araştırmaya göre, fazla kilolu veya obez kız çocukları yaşıtlarına nazaran daha erken âdet görüyorlar.

Araştırma çocukluk çağındaki obezitenin hem erken ergenliğe yol açtığını hem de ileride yaşanacak kilo sorunlarında risk faktörü oluşturduğunu ortaya koyuyor.

Diğer bir dikkat çekici nokta ise obez olup da buna bağlı olarak erken ergenliğe giren kız çocuklarının erken menopoza girmesi, bunun sonucunda osteoporoz, kalp damar ve beynin dejeneratif hastalıkları gibi hastalıklara yakalanma risklerinin arttığıdır.

Erkek çocuklarda da benzer durum geçerliyken, onlarda erken adet görme gibi belirleyici bir durum olmadığı için araştırma yapmak oldukça güç. Yaşa uygun olmayan cinsel gelişme erken ergenliğe işaret!

Erken ergenliğin tanısı oldukça kolay. Yaşla uygun olmayan cinsel gelişme akla derhal erken ergenliği getiriyor. Tanı konulmasında izlenmesi gereken basamaklar bireysel yaklaşım farklılıkları gösteriyor.

Erken ergenlikte tamamen nedene yönelik tedavi izleniyor. Ayrıca çocuğa psikolojik yönden yardımcı olmak unutulmamalı. Bu konuda özellikle bir çocuk endokrinoloğunun yardımını almak en doğru seçenektir.

realage.com.tr

  • Comments Off

Sağlıklı yaşam için 30 küçük ipucu!

The Independent gazetesinde yayınlanan sağlık ipuçları listesinde, herkesin her an çok kolay uygulayabileceği öneriler var. İşte sağlıklı bir ömür için yapmanız gerekenler:

1-Her gün bir diş sarımsak yiyin: Sarımsak vücuttaki hastalık sebebi olabilecek kimyasalların seviyesini yüzde 48 azaltırken, beynin yaşlanmasını önlüyor, kolesterolü düşürüyor.
2-Egzersizi ihmal etmeyin: Günde bir kilometre yürüyüş ya da haftada üç kez hafif egzersiz kalp hastalığı riskini düşürüyor.

3-Kepekli ürünler kanserden korur: Haftada dört kez kepek içeren ekmek, makarna ya da kabuklu pirinç tüketmek kanser riskini yüzde 40 azaltıyor.

4-Sebze-meyveyi eksik etmeyin: Sebze-meyve, özellikle de domates, kırmızı üzüm, brokoli yiyenlerde kalp krizi, kanser ve şeker hastalığı riski düşüyor.

5-Ayaküstü yemekten vazgeçin: Hamburger, patates kızartması vs. gibi yiyecekleri tüketmeden önce kalp hastalıklarının üçte birinin bu yiyecekler yüzünden ortaya çıktığını hatırlayın ve fast food’dan vazgeçin.

6-Bel ağrısına çalışma iyi gelir: Araştırmalar bel ağrısı çekenlerin yatmak yerine normal aktivitelerine devam ettiğinde daha çabuk iyileştiğini gösteriyor. Fazla zorlamamak koşuluyla hareket etmek belinize yatmaktan daha iyi geliyor.

7-Sofrada balık olsun: Düzenli olarak balık yemek kalp riskini azaltıyor, ayrıca balıkta bulunan yağlar bağışıklık sisteminizi güçlendiriyor.

8-Tuzu azaltın: “Fazla tuz felce ve kalp hastalıklarına davetiye çıkarır” diyen uzmanlar günde 5 gramdan fazla tuz tüketilmesini sakıncalı buluyor.

9- Üzüm çekirdeği kanserden korur. Üzüm çekirdeği bilinen en doğal antitoksindir.

10-Kahvenin faydaları: Araştırmalar günde iki fincan kahvenin kolon kanser riskini yüzde 25, safra kesesinde taş riskini yüze 45 azalttığını gösteriyor. Ancak kahvenin çok fazla tüketilmesi yüksek tansiyona neden olabiliyor.

11-Çaya devam: Uzmanlar, bol bol çay içenlerin kalp krizinden ölme riskinin yarı yarıya azaldığını belirtiyor.

12-Şok diyetler faydasız: “Haftada üç kilo” vermeyi vaat eden diyetlerden uzak durun. Kilo vermek istiyorsanız bunu hafta hafta değil uzun vadede yapmaya çalışın.

13-Aşırı kiloya dikkat: Yeni bir araştırmaya göre, kilolu insanların aldıkları her yeni kilo ömürlerini 20 hafta kısaltıyor. Fazla kiloları vermek kalp, kanser, eklem iltihabı hastalıklarından koruyor.

14-Selenyuma ihtiyacınız var: Kansere karşı doğal bir koruyucu olan selenyum fındık, fıstık, balık, tahıl gibi ürünlerde bol miktarda bulunuyor. Her gün selenyum alanlarda kanser riski yüzde 37 azalıyor.

15-Kolesterolü düşürün: Egzersiz yapmak ve yağı, tuzu azaltmak kolesterolü düşürüyor, bu da kalp krizi ve felçten korunmanızı sağlıyor.

16-Mucize ilaç aspirin: Ağrı kesici olarak aldığımız aspirin bizi kalp hastalığı, felç ve kanserden koruyor.

17-Düzenli seks bağışıklığı güçlendirir: Uzmanlara göre haftada dört kez seks yapmak, vücudu gripten koruyan Iga maddesini artırıyor. Ayrıca bu kişiler on yıl daha genç görünüyor.

18-Rahatlamayı öğrenin: Sosyalleşerek, hobi edinerek rahatlamak ruh sağlığına iyi geliyor. Ayrıca haftada üç kez rahatlatıcı egzersiz yapmak stres ve depresyonu önlüyor.

19- Sigaraya hayır: Sigarayı bırakmak artık daha kolay, nikotin bantları ve sakızları, akupunktur vs. gibi yöntemleri deneyebilirsiniz. Eğer tamamen bırakamıyorsanız azaltmak da sizin için yararlı olacaktır.

20-Ağız kokusunun çaresi var: Uzmanlar ağız kokusuna yol açan hastalıkları önlemek için günde iki kez fırçalama, gargara kullanmanın yanı sıra havuç gibi lifli yiyecekler yemeyi ve çok fazla kahve içmemeyi öneriyor.

21-Sağlık için şarkı söyleyin: Doktorlar şarkı söylemenin ruh ve beden sağlığına iyi geldiğini belirtiyor. Şarkı söylemek rahatlatıyor, nefes egzersizi yerine geçiyor, depresyona iyi geliyor hatta ömrü uzatıyor.

22-Sağlıklı sinüsler için mırıldanın: Mırıldanarak şarkı söylemek de sinüsleri açıyor, sinüziti önlüyor.

23-Uykusuz kalmayın: Uyku bağışıklık sisteminin iyi çalışmasında etkili oluyor. Yetersiz uyku konsantrasyon eksikliğine yol açıyor.

24-Her gün vitamin alın: İçeriğinde folik asitin de bulunduğu vitamin tabletleri sizi kanser ve kalp hastalıklarından koruyor.

25-Cildinizi nemlendirin: Cildiniz için yazın, güneşten koruyucu kremleri, kışın da çatlama ve kırışıklardan korumak için nemlendiriciyi ihmal etmeyin.

26-Elma dişlere iyi gelir: Böğürtlen bakterilerin dişe yapışmalarını engelleyerek diş eti hastalığı riskini azaltırken, elma, portakal, havuç, ıspanak gibi lifli yiyecekler de dişleri güçlendiriyor.

27-Eş seçerken dikkat: Uzmanlar kronik rahatsızlıkların kadın-erkek ilişkilerinde iki tarafı da etkilediğine dikkat çekiyor ve kronik hasta bir kişinin eşinin de hasta olması riskinin altı kat artığını söylüyor.

28-Su içmeyi ihmal etmeyin: Günde beş bardak su içen kişilerde kolon kanseri riski yüzde 50 azalıyor.

29-Dostların sağlığa yararı: Doktorlar, dostlarla ilişkilerin hafızayı geliştirdiğine dikkat çekiyor.

30- En sağlıklı meslek grubu pazarlama: İngiltere’de satış elemanları en sağlıklı meslek grubunu oluşturuyor. Bu gruptakiler meslekle ilgili hastalıklara çok az yakalanıyor.

habervaktim.com

 

 

  • Comments Off

Çocuğunuzu hastanede sünnet ettirin!

Hastane dışında yapılan sünnet çocukta psikolojik travmaya yol açıyor.
İnönü Üniversitesi Tıp Fakültesi Turgut Özal Tıp Merkezi Çocuk Cerrahisi Anabilim Dalı Öğretim Görevlisi Doç. Dr. Abdurrahman Karaman, hastane dışında yapılan sünnetlerde sadece bölgesel uyuşturma yapılmasının uyanık haldeki çocukta ciddi bir psikolojik travma oluşturabildiğini söyledi. CİHAN’a açıklamalarda bulunan Doç. Dr. Abdurrahman Karaman, yazın okulların tatile girmesi ile çocuklarını sünnet eden ailelere uyarılarda bulundu. Sünnetin, idrar yolu enfeksiyonu, AİDS ve penis kanserlerini azalttığına işaret eden Karaman, uygun olmayan kişilerce ve steril olmayan şartlarda sünnet yapıldığında ciddi komplikasyonlar gelişebildiğine dikkat çekti. Özellikle toplu sünnet yapılan ortamlar, ev ve ofis şartlarında yapılan sünnet sonrası daha fazla sorun yaşandığına değinen Karaman, sünnet sonrası idrar yapamama, kanama, yara yeri enfeksiyonu, yetersiz sünnet gibi kolay tedavi edilebilir komplikasyonlar görülebileceğini dile getirdi. Karaman, bunların yanı sıra penisin (glans) denilen baş kısmında veya gövdesinde kısmi ya da tam kopma, (üretra) olarak adlandırılan idrar yolunda hasar, idrar yolunun uç kısmında darlık, erişkin yaşamda cinsel fonksiyon bozukluğu gibi çok ağır ve tedavisi oldukça güç komplikasyonlarda görülebildiğini ifade etti.
Karaman, hastane dışında yapılan sünnetlerde sadece bölgesel uyuşturma yapılmasının uyanık haldeki çocukta ciddi bir psikolojik travma da oluşturabildiğini anlattı. Uygun yatıştırıcı ve ağrı kontrolü sağlanmasının en az cerrahi işlem kadar önemli olduğunu belirten Karaman, sünnet işlemi ya da medikal ismi ile “circumcision” bir cerrahi girişim olup kesinlikle steril şartlarda, steril cerrahi malzeme kullanılarak ve çocuk hasta konusunda uzmanlaşmış cerrahlar tarafından yapılması gerektiğini sözlerine ekledi.habertürk 

 

  • Comments Off
Sonraki Sayfa »